Dünden kalan bugünüm yılları aşmış bir yalnızlıkla harmanlanmış büyümüş ağaç olmuş. Kök salmış dalları gökyüzüne uzanmış. Kuşları gördüm. Uçup giden kuşları. Birliğin gücünden öylece kayar gider gibilerdi. Baktım sonra dökülüp giden yapraklarıma ne çok hayal kırıklığını sığdırmışım gözyaşlarıma. Yaşıyor muyum? Kaç dakika kaç saat bitmek bilmeyen bir zaman dilimi. Geçmiyor zaman. Kendimi arıyorum. Yıldızları görüyorum. Bulamıyorum. Belki de çoktan kaybedilmiş bir savaşın kazananıyım.
Bu hazırlık çalışmalarının desteğiyle , hekimlik belgesi almak için girdiği sınavda tam bir başarısızlığa uğradı. Aynı akşam , başarısını kutlamak için evde kendisini bekliyorlardı!
Hiçbir şey anlamadı bu konulardan; ne kadar dinlerse dinlesin , kavrayamıyordu. Gene de çalışıyordu, ciltli defterleri vardı , bütün derslere gidiyor, tek muayene kaçırmıyordu. Yaptığı şeyi bilmeden , olduğu yerde dönüp duran , gözleri bağlı bir dolap beygiri gibi yerine getiriyordu günlük işlerini.