Dikkat spoiler içerir!
Sarsıcı etkiler…
Bir kitabın bu derece ruhumu sarsabileceğini düşünemezdim. Zamansız bir eserde kayboldum. Emma karakterini çözümlemek zor diyebilirim. Bir yandan hayalperest olduğunu düşünüyorum ruhunu şatafatlı bir dünyaya hapsetmiş müzik ve kitaplarla ruhunu uyutuyordu bir yere kadar. Aşkı bulduğunu sandı her ihanetinde. Kendisini daha çok sevdiğinin farkında olmadan!Yaşamdaki monotonluk ve içinden çıkmayı isteyen bir potansiyeli vardı. Potansiyelini ortaya çıkaramadığı için de bütün hıncını evliliğe bağladı. Hırsı ve arzusu ona yıkımı getirdi. Bir karakterin bu kadar çekici, akıllı, zeki, becerikli tasvir edilmesi. Bir yandan da yaptıklarıyla yüzleşmektense ölmeyi tercih etmesi de korkaklığını ortaya koyuyordu. Bir ailenin parçalanışı. Charles’a gelirsek Emma’nın iç dünyasını anlayamadığını ama elinden geleni yaptığı içinde neden sevilmediğini sorguladığını gördük. Öyle bir sevgisi vardı ki onu hatırlatan her şeyi saklaması, saf bir sevgiyle sevmesi dokunaklıydı. Ama düşündüğüm de Charles Emma’yı anlayabilmiş miydi? Yoksa sadece izlemeyi mi sevmişti? Bu bir ikilem. Bir aile parçalanıp yokuşa gider. Küçük Berthe’ye olan oluyor belki de. Anne ,babanın hatalarının bedelini hayatta çocuklar ödüyor.
Romanın insan üzerindeki etkisi çok başarılı. Kafa dağıtmak için okuduğum kitabı kafama taktıracak derece de.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hem Emma ölmüş olsa, anlaşılmaz mıydı? Yok canım ! Ovada olağanüstü hiçbir şey yoktu: Gök maviydi, ağaçlar salınıp duruyordu, bir koyun sürüsü geçiyordu…
Uzakta, bir yerlerde sürekli havlayışlar duyuluyordu.
“Bir köpek uluması duyuyor musunuz?”dedi eczacı.
“Ölülerin kokusunu aldıkları söylenir,” diye yanıtladı papaz. “Arılar gibi, onlarda kovanlarından insan cesetleri üzerine uçarlar.” Homais bu boş inançlar üzerinde durmadı, çünkü gene uyumuştu.