Nurhayat

Nurhayat
@Nurhayatt1
Puan vermedi
"HATIRALARIM" – ALİ ULVİ KURUCU ​Üstad Ali Ulvi Kurucu, sadece Türkiye'de değil, aynı zamanda tüm İslâm âleminde mukaddes değerlerin timsali olmuş müstesna bir zattır. O, bizlere sadece şiirleriyle değil, manevi yönüyle de rehberlik ediyor. Zira Üstadı okurken bu esere sadece bir hatırat dersek eksik kalır; bu muazzam külliyat, aynı zamanda tarihin bilinmeyen, tozlu raflarına da ışık tutuyor. ​Camilerde, evlerde gizli saklı yapılan ilmi sohbetler, okunan gizli dersler ve titizlikle muhafaza edilen Kur’ân-ı Kerimler bizlere apaçık bir hakikati haykırıyor: Bu din, bizlere buralara öyle kolay yollardan gelmedi. Bugün sahip olduğumuz değerlerin ardında, İslam uğruna kendini feda edenlerin yoğun emekleri ve ödedikleri ağır bedeller var. Üstad, sayfalar arasında gezinirken yüzümüze vura vura bize o dönemlerin çetin mücadelelerini adeta yeniden yaşatıyor. Tam bu noktada, kıymetli halasının şu sözleri, verilen tüm o kavganın ve teslimiyetin özeti haline geliyor: ​"Kur’ân-ı Kerim kıyamete kadar sönmeyecek bir nurdur, elhamdülillah..." ​Bugün her türlü maddi varlığın ve imkânın içerisinde olup,buna rağmen sürekli bir kıyas ve doyumsuzluk girdabında kaybolan bizlere; Resûlullah (sav)'in ahlakını ve kanaatkârlığını dedesi en canlı şekilde şu sözleriyle hatırlatıyor: ​"Herkesin bağı, bahçesi var; bizim de buz gibi suyumuz var..." Sübhanallah ​İnsan sormadan edemiyor: Başka hangi duygu bir insana bu teslimiyeti söyletebilir, bir ömür nasıl adanabilir? ​Ali Ulvi'nin hayat yolculuğundaki en büyük mihenk taşı, hiç şüphesiz dedesi Hacı Veyis Efendi'dir. O öyle mübarek bir zattır ki, onu ve onun ikliminde yetişen insanları anlatmaya kalktığımızda kelimeler bulmakta zorlanırız; insan onları tarif etmekte aciz kalabiliyor. Cenâb-ı Hak, bu güzel insanların davası uğrunda verdikleri
1000Kitap
Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları (5 Kitap Takım)M. Ertuğrul Düzdağ · Ketebe Yayınları · 20241,445 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Ayşe Şasa "Bir Ruh Macerası" ​"Vahiyden uzak yaşamak ne korkunç bir şeymiş... Belki de bizatihi hastalığımın nedeni, vahiyden uzak bir hayat sürmüş olmamdır." Ayşe Şasa’nın bu sözleri hayatının büyük bölümünü sahte yaşantılara tanıklık ederek geçirdikten sonra Rabbine hicret edişinin bir özetidir. ​Kitapta ailesinin geleneklere bağlılığı ile Batı hayranlığı arasında bir çatışma olduğu görülür.Batı kültürünü örnek alarak daha modern bir yaşam tarzını benimsemek ister. Bu durumun sebebi, toplumda yaşanan değişimlere ayak uydurma isteği ve modernleşme arzusudur.Bunun sonucu olarak Ayşe Şasa’nın çocukluk yılları, yabancı dadılar ve mürebbiyeler arasında, karamsar ve korku dolu bir atmosferde geçer. Bu durum onun ruh dünyasında derin izler bırakır ve ilerleyen yıllarda yaşadığı psikolojik buhranların temelini oluşturur. Ayşe Şasa’nın hayatındaki asıl dönüm noktası, İbnü'l-Arabî’nin Füsûsu'l-Hikem’i ile tanışarak hidayete ermesidir. Buradaki asıl marifet sadece eserde değil; o eserin tamamen ilahi rızaya mazhar olmak üzere ihlasla kaleme alınmış olmasındadır. İbnü'l-Arabî vefat etmiştir ancak ardında bıraktığı eseri, davasını çağlar ötesine taşıyarak kayıp ruhlara şifa olmaya devam etmektedir. ​Okuduğumuz bu kitap sadece bir biyografi değil; kulun "Hayat artık bitti" dediği yerden Allah’ın her şeyi yeniden başlattığının kanıtıdır. Tıpkı solup kuruyan bir çiçeğin, yeniden canlanıp çiçek açması misali... Vesselâm..
Hayata Dair
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Timaş Yayınları · 20223,040 okunma
Puan vermedi
"Dil Belası" İmam-ı Gazâli ​Sürekli birilerinin başarısından bahseder, bir yerlere nasıl geldiklerini merak ederiz; ancak asıl başarıya giden yoldaki o büyük fedakârlığı ve çabayı çoğunlukla görmeyiz. İmam-ı Gazâlî’den hemen herkes bahseder ama onun yetişmesine vesile olan kişiyi genellikle es geçeriz. Çoğunlukla sahneye odaklanıp sahne arkasını fark etmeyiz. ​İmam-ı Gazâlî’nin yetişmesinde en büyük katkısı olan babasına odaklanmamız gerekiyor. Babasının en büyük heybesi; niyeti ve duasıydı. Bazen samimi bir niyetle yola çıkarız ancak işler istediğimiz şekilde sonuçlanmaz. Meseleye sadece kendi açımızdan baktığımız için sonucun olumsuz olduğunu düşünürüz; halbuki Cenâb-ı Hak, hoşnut olacağımız bir netice için uygun sebepleri arka planda halk ediyordur. ​Bir diğer önemli husus da duadır. Dua, tabiri caizse çelikten bir zırh olup kişiyi bulunduğu kötü hasletlerden koruyup her daim hak üzere olmasının mihenk taşıdır.Bazen yoldan çıkmış gibi görünebiliriz; ancak bu durum, Allah’ın ipine daha sıkı sarılmak içindir. ​Cenâb-ı Hak, İbrahim Suresi 26. ayetinde şöyle buyurmaktadır: " Kötü sözün durumu; yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer." Buradaki esas vurgu; faydasız konuşma, temeli olmayan iddialar ve meyve vermeyen uğraşlardır. ​Susmak; sadece gıybetten, malayani (boş) ve fuzuli sözlerden uzak durmak için değildir. Susmak aynı zamanda zihni gereksiz yere meşgul eden her türlü kötü hasletten arınmak gerektiğine de vurgu yapar. "Beyin tarafından kabul edilen fikir, derhal fiile dönmeye meyleder."Bu söz, zihni gereksiz olandan uzaklaştırıp asıl önemli olan hedefe doğru ilerlemenin önemine dikkat çeker. ​İmam-ı Gazâlî bu eserinde, konuşmayı hayatımızdan tamamen çıkarmayı değil; şuurlu bir konuşmanın nasıl gerçekleştirilebileceğine dair bizlere rehberlik
Din
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
Puan vermedi
İrade Terbiyesi" Dr.Ethem Bakar Cemil Meriç'in, "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim," dediği bu eser, uzun yıllar Jules Payot’un "İrade Terbiyesi" kitabının bir tercümesi sanılsa da aslında Dr. Ethem Bakar’ın kendi telif eseridir. ​Yazar, her ne kadar Doğu’dan beslenmeye mesafeli dursa da eserin satır aralarında Batı’nın "medeniyet" olarak sunulduğu, buna mukabil bilgilerin İslam medeniyeti süzgecinden damıtılarak yoğurulduğu okur tarafından hissedilmektedir. ​"...Hâl böyleyken bir rehbere, bir hidayet meşalesine ve izlememiz gereken yolu kısaca kucaklayarak genel fikir gösterebilen bir teoriye ihtiyacımız olduğunu inkâr edemeyiz. Maksadımız tahrip değil; tamir ve hatta ihyadır. Hangi rehbere dayanarak nefsin terbiyesi işine girişeceğiz?" ​Tıpkı Hz. Peygamber’in (as) bir yere girdiğinde orayı topyekûn yok etmek yerine, tevhide aç şehirleri ihya etmesi gibi; Mus'ab b. Umeyr’in eliyle Medine’de (Yesrib) İslam’ın ulaşmadığı evin kalmaması da yıllarca süren kargaşayı sonlandırma iradesinin bir sonucuydu. Bu kitap bizlere Kur’an’da da sıkça atıf yapılan "bilmek" ve "yapmak" kavramları üzerine vurgu yapmaktadır. Gerçek bir muvaffakiyet için bilginin harekete ve fiiliyata dökülmesi gerektiğini hatırlatır. ​İradenin sadece somut konularla sınırlı olmadığını, hayatın her alanında itidalli bir yaşam sürmek için iradeyi kuvvetlendirmenin şart olduğunu vurgulayan yazar; kişinin kendini iyi tanıması, fikir ve eylemlerini doğru yöne kanalize etmesi gerektiğini belirtir. Eserde yer yer İslam akidesiyle tam bağdaşmayan görüşlere ise kitabı yayına hazırlayan Ömer Faruk Can beyefendi dipnotlarla şerh düşmüştür. ​Son olarak okuduğumuz bu eser, her daim okuyup okutulması gereken bir başucu kitabıdır. Vesselâm..
Psikoloji
İrade TerbiyesiEthem Bakar · Ketebe Yayınevi · 20231,246 okunma

Nurhayat

, 1000Kitap'a katıldı.