Ayşe Şasa "Bir Ruh Macerası"
"Vahiyden uzak yaşamak ne korkunç bir şeymiş... Belki de bizatihi hastalığımın nedeni, vahiyden uzak bir hayat sürmüş olmamdır."
Ayşe Şasa’nın bu sözleri hayatının büyük bölümünü sahte yaşantılara tanıklık ederek geçirdikten sonra Rabbine hicret edişinin bir özetidir.
Kitapta ailesinin geleneklere bağlılığı ile Batı hayranlığı arasında bir çatışma olduğu görülür.Batı kültürünü örnek alarak daha modern bir yaşam tarzını benimsemek ister. Bu durumun sebebi, toplumda yaşanan değişimlere ayak uydurma isteği ve modernleşme arzusudur.Bunun sonucu olarak Ayşe Şasa’nın çocukluk yılları, yabancı dadılar ve mürebbiyeler arasında, karamsar ve korku dolu bir atmosferde geçer. Bu durum onun ruh dünyasında derin izler bırakır ve ilerleyen yıllarda yaşadığı psikolojik buhranların temelini oluşturur.
Ayşe Şasa’nın hayatındaki asıl dönüm noktası, İbnü'l-Arabî’nin Füsûsu'l-Hikem’i ile tanışarak hidayete ermesidir. Buradaki asıl marifet sadece eserde değil; o eserin tamamen ilahi rızaya mazhar olmak üzere ihlasla kaleme alınmış olmasındadır. İbnü'l-Arabî vefat etmiştir ancak ardında bıraktığı eseri, davasını çağlar ötesine taşıyarak kayıp ruhlara şifa olmaya devam etmektedir.
Okuduğumuz bu kitap sadece bir biyografi değil; kulun "Hayat artık bitti" dediği yerden Allah’ın her şeyi yeniden başlattığının kanıtıdır. Tıpkı solup kuruyan bir çiçeğin, yeniden canlanıp çiçek açması misali...
Vesselâm..