Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Bu topraklarda inkar edilemez şekilde Çocuk cinsel istismarı yaşanmakta ve bizler de farkında bile olmayarak bu akışta yerimizi almaktayız. Karşı çıkanlar olacaktır ama bir durup düşünelim.
Yıllar boyu söylediğimiz türküleri; “ 14 yaşında nazife de hanım” ya da “ düz dolan düz otur ay kişi/yaş diyesen yetmişi / bir utan kızına aşık olur mu adam”
Ya da nicelerini nesillerce dilden dile bugüne taşıdık.
Yaşam Koşulları Türkiye’de Önemli bir kesim için o kadar zor ki, Çocuğa zaman ayırma şansınız yok. Hep diyorum, nitelikli vakit geçirmiyorlar çocuklarla. Yattığı yer sıcak, yemini verdim.
..oysa İstismarcısıyla karşı karşıya gelmekten korkup kalp krizi geçirerek ölen bir kız çocuğu gördük. Ve üstelik bu kişi kısa bir süre sonra oybirliğiyle tahliye edildi.
“ 90’lı yılların başında İstanbul’da bir mahkemede yaşanan konuşma şudur: baba diyor ki ‘ Hakim bey bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?’