Nur Kazancı

Bir sabah vaktiydi uyandım Duvarlar karanlık, iki beden şişkoyum Portreleri yerlere astim Ellerim daha çirkin düşüncelerimden İki çağ arasında kalmış ruhum Bütün boyutlarda araf Verdiğim cevaplar benden bile korkak Anlatmak ayıp Ama Susmak söyleyebildiğim en güzel şey Ardıma bıraktığım saatler topal Dudağımın kenarında unuttuğum bir yalan Göz göre göre kör olmak denir buna Kustuğum şiirler yalnız Hiçbir ışığı kabul etmedi Gözüme çektiğim perde Dualar tılsımını yitirdi Ne yerde ne gökte Sakınmadan sevmek ölümü Yaşamdan ağır Kabul etmediğim dönemeçler Ayağımda yük Sırtımda kambur Yarınların beni getirdiği düzlük Sonunda susuz bir bedevi Damarlarımdan süzülen memba Tüm özgür hürriyetimle sandığım Reddettiğim her şey Son inandığım dinin çanları Dans etmek bile güzel bu saklambaçta
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Atatürk’ün bize kazandırdığı değerli isimlerden biri Muazzez İlmiye Çığ’ın antik uygarlıkları incelediği birbirinden kıymetli kitaplarından bir tanesi Gılgamış. Gelmiş geçmiş tüm insanlık tarihinin temelini arz etmekte. Nuh tufanını okurken bile dönemin sosyal normlarını okurken aşırı keyiflendim. Üstelik İç Anadolu ve Doğu Anadolu taraflarında hala yaşamakta olan Sümerler’den kalma kültürel alışkanlıklarımız var. Ağlarken diz dövmekten tutun da ölünün arkasından edilen ağıt törenleri gibi. Bunun bir uzantısını eski Türklerde yuğ törenlerinde görmüştük. Bunun gibi daha buraya sığdıramayacağım birçok davranışın ortak bir kökte, Mezopotamya’dan hayat bulmaya başlaması; aslında insanların kendi yarattıkları ayrımların da ötesine geçiyor.
Çilehane
İnsanoğlu resmen kendi faaliyetlerini kısıtlayabilecek her şeyi kendi elleriyle kutsal kâğıtlara yazıp sonra da bu kolektif yalanlara tapıyordu.
Çilehane
Kendini affetmeyen bir insanı tanrının affetmemesi gülünç meselesidir nezdimce. Sayın hakim ne düşünür bu konu hakkında bilemem.
Korku
Çocuktum, bir uğultu kulaklarımın yanında göklerden gelen bir uyarı sanırdım Korkmak, o zamanların reçetesiz ilaçları avdan kaçan bir geyik, Allah’tan korkan bir çocuk yasak düşünceler bileğimden akan son çağrı kendimi affetmeden önceki intihar karşımda duran gölgelerden farkım yok benim Işıksız kalan tüm çocuklar bilir yıldız kaymadan da tutulur dilekler o zaman yalan söylemek iyilik olur hediyelerde manalar olmazsa manalar hediye olur bu yüzyıl anlamaz ama tarihte yazar sözleşmeyen toplumun hikayesi dürtüler bir süredir günah Suratımın solunda yazılı bir ayet ayaklarımın altında yeraltının fısıltıları babamdan kalma saat zamanın uşakları olmadan ilerlemez bu yelkovan eski bir söz kim bilir insanın en gerçek halini her mürekkep kendi yalanlarını saklar bu mürekkepte dürüst olmayacak diye ikaz ederdim kendime su birikintilerinde izleyince aksimi yüzümü kaldırmadım yukarı meleklerin tükürüklerinden saklamak için Zamanın uşağı olmadığımdan Kaldırmadım yüzümü Boğulmaya ramak kala Görmedim güneşin nereden doğduğunu O an söylemeye utandığım arzular da ö*sün diye benimle Bekledim Bir derinliğin ortasında