Kurtulmak, alt etmek istediğim şey , Ben’di. Ama alt edemedim ,sadece yanılttım ,sadece kaçtım ondan. Doğrusu benim bu dünyada Ben’im kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı.
Yöneticiler, yirminci yüzyıl bilincinden cehennem düşüncesini silmek için kitle iletişim araçlarını kullandılar. Mahkum edildiğimiz bu güçsüzlük içinde, ezilenlere bir zamanlar avuntu kaynağı olmuş ikonlardan bile yoksunuz artık.
Cennet totaliterdir, çünkü vatandaşlara sunulmak istenen yeryüzü cenneti, hükümetlerin kendi tasarımıdır. Bu cennetin nasıl bir şey olacağı, uzmanlar ve politikacılar tarafından kararlaştırılır.
Hayatta olma bilinci kendini daha güçlü bir şekilde hissettirir geceleri, ölümün varlığı da öyle. “Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz.
Yaşam, gecenin konusudur.
Bir sabah vaktiydi uyandım
Duvarlar karanlık, iki beden şişkoyum
Portreleri yerlere astim
Ellerim daha çirkin düşüncelerimden
İki çağ arasında kalmış ruhum
Bütün boyutlarda araf
Verdiğim cevaplar benden bile korkak
Anlatmak ayıp
Ama
Susmak söyleyebildiğim en güzel şey
Ardıma bıraktığım saatler topal
Dudağımın kenarında unuttuğum bir yalan
Göz göre göre kör olmak denir buna
Kustuğum şiirler yalnız
Hiçbir ışığı kabul etmedi
Gözüme çektiğim perde
Dualar tılsımını yitirdi
Ne yerde ne gökte
Sakınmadan sevmek ölümü
Yaşamdan ağır
Kabul etmediğim dönemeçler
Ayağımda yük
Sırtımda kambur
Yarınların beni getirdiği düzlük
Sonunda susuz bir bedevi
Damarlarımdan süzülen memba
Tüm özgür hürriyetimle sandığım
Reddettiğim her şey
Son inandığım dinin çanları
Dans etmek bile güzel bu saklambaçta