İnsan olmak bizim elimizde değil. Çünkü öyle yaratıldık. Fakat insan kalmak bize bağlı. Çalışmamız gereken yer işte burasıdır.
İnsan yorucudur, yorar. Bu yorgunluğu göze alana gönül ehli diyoruz. Hal ehli de olabilir. Dostkam da iyi.
Arzular, istekler, beklentiler bitmez. Naz da öyle. Ancak ölünce. Ölüm bizi sakinleştirir. Yatıştırır. Uslu bir insan haline getirir. 'Artık yeter' olur.
Hem eğri oturmayalım, hem doğru konuşalım. Doğru ve düzgün anlamına gelir bu.
Dünya arkadaşlığına karşı ahiret kardeşliğini öneriyor ve önemsiyoruz. Etik ile ahlâk arasında farkı düşünelim.
Asıl mesele, canımızı emanet edebileceğimiz arkadaşlar yahut insanlar bulmak değildir. Yahut onlardan biri olmak. Esaslı hüner, hayatımızı teslim edebileceğimiz kardeşler bulmak ve öyle olmaktır.
İnsan yanılır ve yanıltır. Yanıltanlardan değil, yanılanlardan olalım. Yoranlardan değil, yorulanlardan. Üzülelim lâkin üzmeyelim.
Bencilliğin de ötesine geçmiş bazı kimseler vardır. Hep haklı, daima alacaklı. Herkes onlara iyilik yapmak, ilgi göstermek zorundadır. Vazife gibi.
Tek taraflı ilerleyen her şey günün birinde çıkmaza girer. Mutlaka bir yerde tıkanır. Artık akamaz.
Bir ilişkiye profesyonel bakmak, tek kelimeyle söylersek, görmemektir. Dostluğu kullanmak da bu konuya dâhildir.
Belki de bundan dolayı, nice insan, farkında olmadan ciddi bir çevre felaketi yaşıyor. Mesela yirmi otuz yıldır yazarlık, yayıncılık, editörlük yapıyor ama en eski arkadaşı birkaç yıllık. Acaba neden?
***
Güneşin üstünü örtemeyiz. Fakat ışığın önünü kapatabiliriz. Mahrum kalan kim olur dersiniz? Kendimiz.
Kulağımızı tıkadığımız vakit sesi yok etmiş olmayız. Biz duymayız, o kadar. Bakmasak, görmesek bile manzara oradadır.
Daha dikkate değer bir örnek verelim: Dünya dönerken öyle yüksek ses çıkarır ki, bunu duyma