Bazı imtihanlar insanı sessizleştirir… Ben artık sessizliğimin içinden dua ediyorum. Çünkü biliyorum, en uzun gecenin bile sabahı var
Unutmayın ki Allah’a giden yol dümdüz değildir. İmanınız inişli çıkışlı olacaktır. İbadet etme sevkiniz azalacak ve artacaktır. Ama bilin ki her inişin bir çıkışı da olacaktır. Bunun için sadece sabırlı olun, istikrarlı olun, umudunuzu yitirmeyin ve Allah’tan yardım dileyin. Yol zorlu. Tümsekleri ve çukurları var. Ama hayatta her şey gibi, bu yolun da bir sonu var. Ve bu son her şeye değecek!”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Seni yıkıyor yeniden inşa etmek için.
Mahrum ediyor yine sana vermek için.
Kalbindeki acı bu hayatı pek istememen için,
Cennetin özlemini daha çok çekmen için.
Bazen söylemek istediklerimiz dilimizin ucunda takılı kalır. Ne tam susarız ne de tam konuşabiliriz… İşte o arada, o eksik kalan kelimelerde birikir insanın hüznü. Belki bir veda, belki bir itiraf, belki de sadece bir teşekkür… Ama yarım kalmıştır. Ve içimizde koca bir boşluk olur artık adı: keşke.
“İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı.”
Ölürken insanın canı acıyor muydu? Yoksa ölüm, uykuya dalmak gibi bir şey miydi?
Sadako’nun bu sözü yüreğime dokundu. Ölümün acı verip vermeyeceğini sorgulayan küçücük bir çocuğun sesi var burada. O, hayata sıkı sıkıya tutunmaya çalışan, kağıttan turnalarına umut yükleyen biri. Ama bir yandan da biliyor… Bedeninin günden güne güçsüzleştiğini, sonun yaklaştığını hissediyor. Bu yüzden ölümün nasıl bir şey olduğunu merak ediyor. Acı veren bir son mu, yoksa huzurlu bir uyku mu? Okurken içim burkuldu. Keşke Sadako, turna kuşlarıyla birlikte özgürce uçabilseydi… Keşke ölümü değil, yaşamayı düşünebileceği bir dünyada büyüyebilseydi.