Nursabah Yılmaz

Nursabah Yılmaz
@Nursabahh
Klasiklerin müptelasıyım youtu.be/roFTPSvsOtw?si=... #116433429
Aşkın Savaş Hali: Robert Capa (Spoiler içerir)
Puan vermedi
Ingrid Bergman'ı Baştan Çıkarmak Kitap ismi sebebiyle birçok kişi tarafından ön yargıyla karşılansa da sanıldığı gibi fantezi kitabı değildir. 40’lı yıllara damgasını vurmuş, birçok filmlerde baş aktris olan, ünlü Kazablanka filminin başkarakteri Ingrid Bergman’ın gerçek aşk hikâyesini anlatmaktadır. Bu kitap yazılmasaydı; çoğu kişi onun sadece yönetmen için kocasını terk ettiğini bilecekti. İşin iç yüzü öyle değildir. Ingrid, savaş yıllarının bitiminde askerlere motivasyon vermek adına Paris’e gelir. Burada ünlü savaş fotoğrafçısı Robert Capa’yla tanışır. Her ne kadar “Bana aşık olma Capa” dese de Ingrid bu aşkın peşinden kendini sürükleyecektir. Capa’nın kendinden emin duruşu, alay eden tavırları ve bir o kadar da Ingrid’i özel hissettiren davranışları onu daha da cezbetmektedir. Capa, bir kadının gizemini çözmek için bile isteye bağışlanan bir telefon numarasının yeterli olduğunu söyler. Şüphesiz Ingrid’le görüşmeye başlaması bu numarayla gerçekleşir. Ingrid Capa’yla birlikte kendini bulur. Sahnede canlandırmış olduğu ana karakterlerin duygusunu rol yapmadan kendi içinde hissetmeye başlar. Diğer bir deyimle aşk damarlarında akan bir kan haline gelir. Kocasının aslında ona değer vermediğini fark eder. Değer vermek ya da sevmek, maddiyatla boy ölçüşebilecek kavramlar değildir. Ingrid artık içerisinde bir korkuyla kocasının ve kızının yanına dönmek zorundadır. Capa’yı kaybetme korkusu... Ingrid, gururunu bir kenara bırakıp onunla birlikte gelmesi için ısrar eder. Capa hiçbir zaman bir kadının peşinden sürüklenmek gibi bir hataya düşmemiştir. Biz Capa’nın kelimeleriyle, aşkın o baştan çıkaran duygusunu yaşıyoruz. Baştan çıkarmak sadece tensel anlamda değil fikirlerle de oluyor. Hayatını biri uğruna değiştirmek, zorluklara katlanmak, topluluk önünde itilmek, mesleğinden ve en önemlisi kendinden
Roman-Edebiyat
Ingrid Bergman'ı Baştan ÇıkarmakChris Greenhalgh · Doğan Kitap · 20157 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nietzsche'nin Gözyaşlarındaki Hiçlik
Puan vermedi
Hiçlik felsefesinin özünde varlığın kendini reddetmesi yatar. Nietzsche'nin kendini reddetmesi de bir ihanet silsilesinin başlangıcıdır. Varlığını bu ihanetleri daha fazla yaşamamak için reddeder. Durum aslında hepimiz için aynıdır. Hayatın aslında bir hiç olduğunu, inandığı şeylerin yalandan ibaret olduğunu anlayan her insan bu yola sürüklenmiştir. Nedir bu ihanet? Aşk mı, dostluk mu, aile mi, kardeş mi? Belki de tümünün toplamı. Ya da beynin kendi bedenine ettiği ihanet. Asıl problem burada başlıyor işte. Acı. Zihnin tüm mantık uzuvlarını saf dışı bırakan, zihnin bedene ihaneti... İnsan çocukluk diyip geçiyor da zaman içinde yaşadığı travmaları önünde koca bir duvar gibi duruyor. Nietzsche belki de bu yüzden, bu duvarı aşamadığı için varlığından vazgeçiyor. Kendi varlığından vaz geçmek, duvarı da ortadan kaldırmanın kesin bir çözümü oluyor onun için. Göz yaşlarındaki hiçlik kelimelere yansıyor. Hiçlik. Boşuna dökülmüş göz yaşları, sanrılar ve sancılar. Hakikatin var olduğuna inanmaya çalışsa da insanların ona yaşattığı kabus dolu dünya onun sonu oluyor. Irvin D. Yalom #k:79
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Victor Hugo Etkisi
Puan vermedi·131 syf.··
2022 2. kitabı
Öncelikle Victor Hugo’nun hayatına bakacak olursak Fransız Devrimi’nin yaşandığı yüzyıllarda yaşamış bir yazardır. Bu yüzyılda romantik akımın ortaya çıktığı bilinmektedir. Yani özgürlüğün, duygu ve düşüncenin önem kazandığı bir akımdır. Bunun yanı sıra tabiat ve ölüm konuları oldukça revaçtadır. Victor Hugo romantizmin öncülerinden bilinir. Tiyatro metinleriyle tanınır. Biz daha kitabın ilk kısmında bunu görmekteyiz. Yazar ilginç bir şekilde eserine tirat metniyle başlar. Bu metinde de kitapla ilgili ağır eleştirilerde bulunur. Bu oldukça manidardır. Çünkü idam edilenler nasıl ki bir tiyatro seyreder gibi infaz edilirse, yazar da kendi yazdığı kitabı bir tiyatro sahnesinde kahramanların ağzıyla infaz eder. 1848 Fransa’sında, 5 frank karşılığında idamlar tiyatro gibi izletilmekteydi. Victor Hugo kitabın başında; bu kitabın bir filozofun düşüncelerinin olduğunu veyahut bir mahkûmun karalama defteri olduğunu söyler. Şüphesiz yazar bu idama şahit olmuş ve eserini bir mahkûmun ağzından günlük yazar gibi aktarmıştır. Dikkati çeken başka bir husus da kahramanın adının zikredilmemesidir. Olaylar hep hapishanede geçmektedir. Önceleri kral yanlısı olan Hugo’nun yazdığı eserde kralı yerdiğini ve egolu biri olarak gösterdiğini görmekteyiz. Kitabı yazmasının temel amacı ise ölüm cezasına tepki göstermektir. Ölüm kelimesi o kadar içerilere sirayet etmiştir ki, 15 yaşında tatlı bir kızın ağzında güzel şarkılar yer alabilecekken; onun yerine “Dalından koparılıp iğrenç kokan bir çiçek kadar kötü” sözcükler, armoniler halinde ağzından çıkmaktadır. Umut bir çeşit hapishanedir ve umudun olmaması bir nevi özgürlüktür. Belirsizliğin yitip gitmesiyle gelen rahatlama hissi. Yazar iç konuşmalarla roman akışını sağlamıştır. Fakat bu oldukça akıcı bir şekildedir. Şüphesiz Dostoyevski “Suç ve
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Dostoyevski' yi Anlamak (Spoiler içerir)
Puan vermedi·688 syf.··
2021 7. kitabı
Dostoyevski' nin iç dünyasını anlamak bir hayli zor. Satır arası düşünceler çok hızlı geçiyor. Fakat gerçek hayatta da böyle değil midir? Bir insanla konuşurken aklımızdan milyon tane senaryo geçer. Yazar, iç monoloğun yansımasını bize sergiliyor. Kitabın başlığı ‘Suç ve Ceza’. Klasik eserlerin temelinde yer alan düşünce şudur: Bir suç işlenmişse mutlaka cezası çekilecektir. Aksi takdirde iyiliğin mükâfatı da verilir. Raskolnikov baş karakterimiz. Adından da anlaşılacağı üzere din ile çelişen bir yapıya sahip. Adalet duygusunu sorgulatan bir karakter çizmiş bize Dostoyevski. Çok kızdığım yerler oldu. ‘Ne olursa olsun bir cinayet nasıl işlenebilir?’ dedim kendi kendime. Okudukça fikrim değişti mi peki? Hayır. Ona hak veremedim. Genel itibarıyla yazar eserinde, kendi hayatında geçen sahneleri bize aktarmış. Bu bir nevi 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın başlarındaki içler acısı tablosunu da önümüze sermektedir. Bilindiği üzere bu yüzyıllarda Napolyon savaşları devam etmekteydi ve köylüler sefalet içerisindeydi. Soylu kesimin maddiyat uğruna; ahlâki değerlerden sıyrılıp, yoksul kesimi ezmesini her satırda görüyoruz. En kötü örnek ise parasıyla on üç yaşında bir kızla evlenmeye kalkan bir karakterimiz var. Ve biz toplumdaki çöküşün bütün izlerini Katerina karakterinde görüyoruz. Neden? Soylu bir kesimden, alt tabakaya geçiş yapmış karakterdir. Hayata tutunmaya çalıştıkça, para uğruna yozlaşan ahlak duygusunun ikilemde bocaladığını görüyoruz. Bir yandan para yardımlarını kabul etmeyip, diğer yandan çocuklarını sokak ortasında çalıştırması, delirmesi ve hakaretler etmesi bunun tipik örneği. Öte yandan Raskolnikov' un hukuk okuyup da cinayet işlemesinin temelinde, bozulmaya yüz tutmuş insani değerlerin etkileri yer alıyor. Bir de Napolyon hayranlığı var. O da,
Düşünce
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,5bin okunma
Elizabeth ve Darcy
Puan vermedi·448 syf.··
2020 30. kitabı
Romeo ve Juliet yerine biraz da bu çifti konuşalım. Belki de aşkları mutlu sonla bittiği için bu kadar konuşulmadı. Hâlbuki aşkı baskılayan şey insanın gururuydu. Eserde sosyal sınıf çatışması bütün olaylara sirayet etmiştir. Giyim kuşama, konuşma tarzına, eğlence anlayışına, isimlerin hitap edilme şekillerinde bile sosyal sınıf farkı vardır. Bay ve Bayan Bennet çifti alt seviyede bir aile yaşantısına sahiptir. Beş kızları vardır. Bayan Bennet'in tek amacı kızlarını zengin birileriyle evlendirip üst seviyede bir hayat sürmektir. Bunun aksine Bay Bennet onların sadece mutlu olmasını ister. Bu aile yapısının zıt yönünde ise Mr. Darcy ve onun ailesi yer alır. Mal-mülk sahibi olan zengin kesimi sembolize etmektedirler. Eserde Darcy ailesine mensup olan kadın karakterlerin isimleri ‘lady’ olarak geçer. İnsanların paranın gücüyle itibarlaşması, her dönemde var olan sosyolojik bir sorundur. Klasiklerin belki de bu denli klasikleşme sebebi, yüzyıllar geçse de insanların ortak problemlerine vurgu yapmasıdır. Eserde gururu ve duruşuyla en çok ön plana çıkan karakter Elizabeth'dir. Onun bilgece tavırları, dik duruşu, deli gibi aşık olmasına rağmen kendinden ödün vermeyen tavırları Mr. Darcy'i oldukça etkilemiştir. Öyle ki her şeye surat aşan, huysuz bir yapıya sahip olan ve sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilemeyen Darcy, Elizabeth sayesinde aşkı öğrenmiştir. Gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmak gerekiyordu. Bana kalırsa sosyal statü bir insanı sevmek için bir kriter değildi. Kibirli bir adamın, gururlu bir kızla verdiği savaşta aşk kazandı. Çünkü aşk öğretendi. Beni en çok etkileyen kısım Darcy'nin Elizabeth'i sevdiğini söylediği andı. Fikrimce sevmek öyle alelade bir şey değildir. Birine ‘seni seviyorum’ demek
Edebiyat
Aşk ve GururJane Austen · Koridor Yayıncılık · 201698bin okunma