600 sayfalık bir kitabın ilk sayfasına ne yazılmalıdır sizce? Kitap hangi konu ile alakalı ise ona dair bir çift kelam yahut sevilen bir insana teşekkür cümleleri. Fakat kitap Oblomov ise yani yazarından daha çok tanınan bir isim olmuşsa işte o sayfaya şunlar yazılır: "Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur." Bu sözleri ile İvan Aleksandroviç Gonçarov tarihe Oblomovluk kavramını yerleştirir. Oblomovluk nedir sorusuna cevap olarak büyük bir iradesizliğin, tembelliğin ve eylemsizliğin yaşamı yavaş yavaş söndürmesi cevabı verilebilir. Nitekim Oblomov'da yatağından 100. sayfadan sonra yavaş yavaş kalkmıştır. Bu eseri okurken galiba her şey o kirli ve düzensiz odada tek bir yatak ve masa etrafında yaşanacak diye düşünmüştüm. İlerleyen sayfalarda biraz şaşırtan olaylar olsa da hayatımıza Olga girse de, huylu huyundan vazgeçer mi? Hem kendisine hem Olga'ya da acılar çektiren sonunda ise bu yaşananların bir aşk sanmışlığından öte olmadığını ifade eden Oblomov'u günümüzde birçok gencin dile getirdiği 'aşk sanmıştım' sözlerine benzetiyorum.
Oblomovluk her insanın içinde olan bir kavram, duygu fakat sadece bazıları o duyguyu yönlendirebiliyor. Burada da okura sunulan Ştolts karakteri var. Akıllı bir Alman olmanın yanı sıra Rusya için çok çalışan bir adam. Oblomov'un en yakın arkadaşı, kurtarıcısı en sonunda Oblomov'u bir başına bırakmaya mecbur olan adam. Oblomovluk kavramını onun ağzından duyduğumuz adam. Kitap içinden birkaç cümle ile bitirmek istiyorum.
"Yarın bugüne öbür günde yarına benzemezse kahırlarından yatağa düşüp hasta olurlardı." Bu sözler ile Oblomov'un ailesine ve topluma eleştiri içerdiğini nitekim Oblomov'un bu halde olmasında asıl etkenin aile ve çevresi olduğunu da anlıyoruz.
"İnsan ne için yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor. Günün