Bu kitap üzerine çok şey yazılır ama ne varki bu kitabı bitirdikten sonra konuşacak şey bulamazsınız , kaleminiz tükenir zira öyle bir şekilde yazılmış ki her cümlesi parmaklarınıza zincir olur kıramazsınız kilidi,yazamazsınız içinizdekileri .Fark ettim kendisi balçıktan bir avuç topraktan yaratılmış olan insanoğlunun dilinin gerçekten bela olduğunu , şeytanı şeytan yapan bilgisizliği değil kibriydi . Bu yüzden bilginiz , ilminiz sizi hayra götürmüyorsa çok da bir hayrı yoktur . Allah hepimize tertemiz kalemler ile yazabilmeyi nasip etsin .
Bu roman kumarla ilgili değil,
insanın kendini bile isteye mahvetmesiyle ilgili. Bazı insanlar kazanmak için oynamaz; kaybederken kendilerini daha gerçek hissederler.”
Dostoyevski’nin okuduğum ilk kitabıydı . Son olmayacak … Kitabı bitirdikten sonra uzun bir süre düşündüm hiçbir şey yapmadan zira kitap duygu ve düşünceleri derinlemesine işlemişti yüreğime .. Fark ettim ki sonun felaket olacaksa bile hep iyi ol , hep iyi hatırlan . İyilik öyle bir şeydir ki karşındaki kişinin ya kötülüğünü bitirir ya da kendisini …
(Spoiler barındırır )
Birbirinden koparılmış minik eller … Zamanın acımasızlığı etkilemiş ikisini , biri kardeşinin varlığı ve hasreti ile avunurken ; öteki çoktan unutmuş her şeyini … Yalan dolu bir ormanda gezinirken anımsıyor o kutudaki renkli tüyleri ama sadece anımsıyor.
Zaman geçti ve kavuşacaklar derken , kavuştular ama sadece aynı ortamda olmaya ..Kız kardeşinin hasretiyle yanan kalp onu artık anımsamıyor bile , yüreğinin en aydınlık yerine saklamış onu karanlıktan korkmasın diye . Sevgili kız kardeşim olur da bir gün koparsak birbirimizden sen rüzgâr olsan ben sana uçurtma olacağım , böylece birbirimizin varlığında gökyüzünde kavuşacağız ..