Tatlı bir Ramazan okuması niyetiyle başladım. Yazarın girişte verdiği tarih bilgisiyle o tatlı hava yerini hüzne bıraktı. Cahız'ın "Kalıba dökülüp de kalıptan çıkarılmışçasına güzel" dediği Bağdat'a bir ağıt borçluyuz sanki. Ve Bağdat'ın Sultanları Harun Reşid ve Behlül Dânâ'dan hikayeler dinlemek/okumak güzel. Doğunun hikayeciliğini seviyorum. Her "Emir"e bir Behlül Dânâ, her dürüst alime de onu dinleyecek, saygı duyacak yetki sahibi insanlar lazım. Gerisi kıssadan hisse herkes kendine göre bir şey alır ya da almaz.
Bağlamdan koparıp herhangi bir yeri alıntı yapmak istemedim ama bir yer var ki not etmeden geçemeyeceğim, şöyle der Behlül Dânâ: "Allah senin Rabbin de benim değil mi? Seni hatırlayıp beni unutması mümkün mü?"