Sadece amaçsız şeyler benim için uygundu, mesala hukuk derecesi, ofis gibi, daha da amaçsız şeyler, mesela bahçıvanlık, marangozluk gibi şeyler; bunları yaparak muhtaç bir dilenciyi dışarı atan ve kimseler görmeden sağ elinden sol eline zekat veren bir hayırsever rolünü oynayan birisi gibi davranırdım…
Sabahattin Ali, “Seçme Öyküler” derlemesinde Anadolu yaşantısını yansıtan olayları kısa öykülerle dile getirmiştir.
Anadolu hayatındaki yoksulluk, ihanet, hüzünlü aşk, adaletsizlik ve toplumun kandırılması gibi temalara yer verilmiştir.
Anlatım oldukça akıcı ve Anadolu hayatının tasviri gerçekçi ve samimidir.
Yazar, karanlık şeylerden bahsettiğine dair yapılan eleştirilere “Bahtiyar Köpek” hikayesiyle cevap vermiştir.
“Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak istediğiyle yanıyor”
Bu cümlesinde, içindeki huzurlu ve olumlu dünyayı gerçek hayattaki olumsuz , acı şeylere feda ettiğini anlıyorum. Acı dünyayı görmezden gelememektir bu aslında.
Hepsi çok güzel olan bu seçme öykülerden en etkilendiğim bölüm “Hasan Boğuldu” hikayesi oldu.
“Emineyi yaslı eden,
Kerem olup Aslı eden,
Dağı taşı sesli eden
Hasanın ardından geldim.”
Der ve sizleri bir çırpıda okuyacağınız bu öykülerin dünyasına göndermek isterim. :)
Asıl bahtiyar,bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en büyük noktasında bir “Ah!” diyerek düşüp ölebilendir.