HüsnaGül

HüsnaGül
@Nurul11
-Arınankurtuldu kirlenen mahfoldu- HüsnaGül
[ ] STK'ların "gönüllülük" çerçevesinde hareket eden kurumlar olarak görünmesi, hedef kitlenin tutun ve inançlarının daha kolay değiştirilmesine hizmet ediyor. Diğer bir deyişle, "Bizim hiç bir siyasi ya da ekonomik çıkarımız yok. Tek amacımız halkın bilinçlenmesi, farkındalık kazanması!" mesajı verilerek, halkın yeni söylemlere defans yapması önlenmeve çalışılıyor. "Satış yok" mesajı, hedef kitleyi rahatlatıyor, direnci kiniyoi ve zihinieri satışa hazır hale getiriyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
[ ] 1990'lı yıllardan itibaren STK'ların (Sivil Toplum Ku- ruluşları) yaygınlık kazanması, AB'nin sivil toplum kuruluşlarını hibe ve fonlarla desteklemesiyle, yüzlerce dernek ülke genelinde yüzlerce proje uyguladı. STK'lar önsatışın ve satışın en etkili ku- rumları haline geldi.
[ ] son zamaniarda, algı yönetmenlerir in Cami'den faydalanma yoluna gittikleri görülmektedir. Alg yönetmenleri ve manipülatörler kimi projeleri için Camiden de onay almanın satışı hızlandıracağını görmüşlerdir. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği teorisi bunun çarpıcı bir örneğini oluşturmaktadır. Bu teori İslâm'ı "eşitlikçi olmayan, ayrımcı bir din" olarak suçlarken, Cami'lerden ve Diyanet'ten bu teori için destek almayı başarabilmiştir.
[ ] Şu veriler camilerin sosyal hayatın dışına itilmesinin sebeplerini açıklamaya yetmektedir: Türkiye'de 85 bin camii vardır. 16 Türye'deki okul sayısı ise 67 bindir. Her Cuma ülkenin. dört bir yanında onbinlerce camide mil onlarca vatandaş aynı hutbeyi dinlemek- tedir. Bunu "din"den başka hangi güç başarabilir? Kimse zorunlu olmamasına rağmen yine de dışarıd soğukta yağmurun altında ıslanma pahasına Cuma günleri camıler tıklım tı'klım dolmaktadır. Bu bir yanıyla hayret verici, diğer taraftan ise bazıları için tedirgin edicidir. Dolayısıyla ilk zamanlar camiler itibarsızlaştırılmaya gözden düşürülmeye ve imamlar da karikatürize edilmeye çalışılmıştır.
Uzun yıllar boyunca ülkemizde şu argümanlar bir önsatış olarak sıklıkla işlendi: Ahlaktan bahsedenlerden korkacaksın Hacıdan, hocadan ve bir de karanlık geceden korkacaksın! Yere bakan, yürek yakan. Gerçekten de hacı ve hocaların içinden böyle tipler çıkıyor. Ki böyle denile denile mı oyle oluyərlar yoksa aralarındaki çürük elmalar mı bilemiyorum. Ama açıktır ki, ülkemizde "Hoca" ge- riciliği, yobazl ğı, bağnazlığı, riyakârlığı, sinsiliği ve menfaatçiliği simgelemiştir. Öğretmen ise, aydınlığı, bilgiyi, bilimi, fedakârlığı, aklı, düşünmeyi, dürüstlüğü, yardımseverliği vs. temsil etmiştir. Gerçekte her iki grup içinde de her iki türden insan örneği bulmak son derece kolaydır. Ama önemli olan hangisinin altının çizileceği ve manşete çıkarılacağıdır. Algı yönetimi uzmanları, camileri kendileri için kontrol edilemez tehlikeli mekânlar olarak gördükleri için ilk zamanlar etki meyi/itibarsızlaştırmayı seçmişlerdir. Bu sebeple, camile "çiçek-böcek hutbesi" denilen hutbeler vermiş ve halkın s konuşulduğu mekanlar olmaktan hızla çık mıştır.