Öyle bir konu düşünün ki, hakkında yazarken dünya üzerindeki bütün meselelere değinme fırsatınız var. Ancak “beyaz adam” kavramında uzaklaşamıyor, basit fikirler sunmanın ötesine geçemiyorsunuz.
Farklı seçimler yapsaydı yaşayabileceği farklı hayatların hepsini deneyimleyen bir kadını anlatıyor kitap. Fazlasıyla duyarlı olan bu hanımefendi ise dünya üzerindeki haksızlıklar, soykırımlar, açlık, ahlaksızlık gibi konuları görmezden gelip sadece buzulların erimesi veya vejeteryanlık ile ilgileniyor. Bu konulara değinmek yanlıştır demiyorum, ancak bu kadar sığ olunamaz diyorum.
Seçtiğin konu ile kendine bu kadar geniş bir yazma alanı oluşturup da bu kadar sığ fikirlerle, klişe hikayelerle bezenmiş bir roman yazmamalısın. Hadi yazsın diyelim, bu kadar çok okunmamalısın. Bu kadar beğenilmemelisin. İşte bu yüzden dünyaya karşı bu kadar ümitsizim.