Eğer insan, açıkgöz davranmazsa kolayca aldanabilir. Hangi kelimenin, kimin ağzından neyi, hangi anlamı ifade ettiğini gözden kaçırırsa, yani şifreleri bilmiyorsa, kendisini aldatılmaya hazırlamış olur.
İnsandan istenileni, insanın her an tetikte durur gibi hazır bulundurması gerekir. Çünkü istenileni hazır tutmak her ne kadar etraflı bir şekilde olmasa da gaflet ve ayrılıkla çelişki oluşturur. Biri varken ötekisi var olmaz. Bunlar birbirleriyle zıtlık oluşturan şeylerdir. Uyanıklık ve dikkatin olduğu yerde gaflete yer kalmaz. Gafletin bulunduğu yerde de uyanıklığa ve dikkate iman ve fırsat kalmaz. Çünkü ikisi birbirleriyle barınamazlar.
Eğer bir kimsenin niyeti sağlam ve himmeti/gayreti de yüksek ise, yapmakta olduğu hizmete değer veriyorsa, duygularına hakim olan şeyler onu amacından alıkoyup bir engel oluşturamaz. Ancak zayıf karakterli olan bir kimse ise, düşüncesi duyular aracılığıyla algılanan şeyler yüzünden dağılabilir.
Kişi, öncelikle kendisini rahatsız eden ve kalb huzuru ile ibadetine engel olan şeyler nelerdir, bunları düşünmelidir. Şüphesiz kişi bunu yapınca, görecektir ki, bu şeyler kendisinin çokça önem verdiği dünyevî şeylerdir. Önem verdiği bu şeylerin, özellikle de kendi şehevî duygularını artıran, nefsine oldukça hoş gelen şeyler olduğunu görecektir. Oysa ki nefsi bu şeyler yüzünden yarın cezalandırılacaktır. Kendisini sürekli rahatsız eden bu şeyleri öncelikli olarak gönlünden silip atmaya gayret göstermelidir. Bu gayreti göstermeli ki onlarla olan bağlar kopmuş olsun.