AKP'nin merkez ve İslami sağın neredeyse tamamına yakın kısmını kendi saflarına katabilmesi ve onların kadrolarına bakan, milletvekili ya da yönetici olarak yer açabilmesi, bu asimilasyonun gerçekleşmesinin önemli bir sonucudur. Gerçekten de AKP sadece İslamcı gelenek içinde etkili olan lider ve kadroları değil, aynı zamanda bir zamanların merkez sağ demokratlarını da büyük çadır ittifaklarının bünyesine alabilmeyi başarmıştır. Bu çerçevede, AKP'nin kendi geleneğinden kopan HAS Parti lideri Numan Kurtulmuş'un yanı sıra, MHP lideri Devlet Bahçeli'yi, Demokrat Parti eski genel başkanı Süleyman Soylu'yu ve DYP eski genel başkanı Mehmet Ağar'ı kendi siyasi çizgisine dahil etmesi, bu asimilasyonun önemli bir göstergesidir.
Adil düzen anlayışı ve İslamcı dayanışmacılığı ile Refah Partisi geleneği, 1990'lann ikinci yarısından itibaren, merkez sağın iki önemli ideolojik ayağı olan bir yandan saf haliyle Türk milliyetçiliğine, diğer yandan da saf haliyle iktisadi neoliberalizme sırtını döndü. Milli Görüşçüler, onun yerine hem ulusal ve etnik kimlikleri aşan bir İslam milliyetçiliğini hem de sosyal İslam olarak adlandırılan İslami korporatist sınıfsal uyumlulaştırma ve adalet söylemlerini benimsediler. Böylece Türkiye sağ siyasetinin üç önemli ayağından biri olan liberal-pragmatik ayak çökmüş; milliyetçi-korporatist ayak ise, ancak İslami-muhafazakarlığa referans verebildiği ölçüde ayakta kalabilecek bir duruma gelmiş oldu.
İslamcılık bulduğu kitleye etki etme imkânını iki önemli alanda sonuna kadar kullandı: Yerli ve otantik kitleler karşısındaki batıl ve yabancı bir seçkin zümre aleyhinde kutuplaşma siyaseti ve bu siyasi davada, mağdur çoğunluğu kutsal savaşta şanlı zafere taşıyacak propaganda aygıtları ile siyasal teknolojiler.
DANTON
Bu dünyanın Molek'in korlaşmış kollarında kızartılan ve tanrılar onların gülüşünden zevk alsın diye ışık ışınlarıyla gıdıklanan çocuklar mıyız biz?