mısra

mısra
@Nymphaea
Umut mu ? Umut her zaman var. Umutsuzluk diye bir şey yok. Deniz Gezmiş
1755 okur puanı
Aralık 2015 tarihinde katıldı
Bir zihnin içinde kaybolmak...
Puan vermedi·724 syf.·
2026 36. kitabı
Bu kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey "Bundan sonra ne okuyacağım " oldu. Garip bir boşluğa düştüm. Uzun zamandır bir kitap bende böyle his bırakmamıştı. Okumaya başladığımda neden bu kadar sevildiğini anlamam biraz zaman aldı. Çünkü alıştığımız romanlar gibi ilerlemiyor. Bazen bir düşüncenin içinde kayboldum, bazen uzun bir iç konuşmanın içinde. Ama tam da bu yüzden gerçek geliyor. İnsan sanki bir hikâye okumaktan çok, başka bir insanın zihninin içine giriyormuş gibi hissediyor. Cümleler uzun ve katmanlıydı; bir düşünceden diğerine aniden geçiyordu. Bazen "Ne okudum ben şimdi?" deyip dönüp tekrar okudum bazı yerleri. Ama sıkmadı hiç, çünkü her okuyuşta başka bir şey hissettirdi. En sevdiğim taraflarından biri de hüznü ve ironiyi aynı cümlenin içine sığdırmasıydı; hem gülümsedim hem içimi garip bir sıkıntı sardı. Mesela: “Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım" Kitabın birçok yerinde hüznün yanında buna benzer ince bir ironi hep hissediliyor. Bir de bazı kelimeleri özellikle uzatarak ya da bitiştirerek yazması beni çok şaşırttı. İlk başta alışması zor geldi ama sonra bunun karakterlerin heyecanını ve zihinsel karmaşıklığını daha güçlü hissettirmek için yapıldığını fark ettim. Sanki düşünceler durmadan akıyor da kelimeler birbirine yetişmeye çalışıyor gibi. Hatta romanın ilerleyen kısımlarında noktalamanın neredeyse tamamen ortadan kalktığı o bölüm, bu hissi en üst noktaya taşıdı. Metnin boğucu ve nefessiz yapısı, karakterlerin hissetiği o büyük tutunamama hissini birebir yaşattı. Bence Atay noktayı koymuyor, "Nefes alacağın yeri kendin bul " der gibiydi. Tabii bir de Olric var... Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden biri de Turgut’un bu hayalî arkadaşıyla olan konuşmaları oldu. Olric sıradan bir hayali
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Reklam
"Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik."
Kadınlar korunmak değil, özgür yaşamak istiyor.
1910 yılında, Danimarka’da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında , Alman Sosyalist Parti delegesi Clara Zetkin ve arkadaşları tarafından getirilen kadınlar günü düzenlenme önerisi oy birliği ile kabul edilmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Uluslararası bir dayanışma günüdür. Sömürüye, adaletsizliğe, taciz ve tecavüze karşı duruş ve mücadele günüdür. Cinsiyet ayrımına, dayağa ve kadın cinayetlerine karşı duruştur. Tüm dünyada bugüne değin verilen kadının oy kullanma hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkına kavuşmak için verilen mücadelelerin hatırlanması günüdür. Kadınların ekonomik, siyasal bilincinin geliştirilerek bu alandaki başarılarının kutlanması günüdür. Kadının kurtuluşu, sömürüye ve eşitsizliğe karşı duruşu da ancak bilinçli ve örgütlü mücadelenin eseri olacaktır. ülkemizde dinin gerekçeleri ileri sürülerek kadınların yaşamları kıskaç altına alınmaya çalışılmaktadır. Laik bir ülkede yaşamı savunmak, din karşıtı olmak değildir. Kadınlar yaşamlarını belirlemeye çalışan her türlü baskı ve kısıtlamaya karşı gelmeli, hiç kimsenin yaşama şeklini belirlemesine izin vermemelidir. Her cinsin toplumda eşit yaşaması gerekliliğini ilk önce kadın görmeli ve kabul etmelidir. Kadın kendine dayatılan kadere razı olmamalı, Farkındalığı yüksek, bilinçli kadınlar toplumu geliştirip, güzelleştirecektir. Kendine insanca yaşamayı hak gören duyarlı ve bilinçli tüm emekçi kadınların, kadınlar günü kutlu olsun.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
İşçileri,çalışan insanları gerçekten anlamaya girişildiğinde, bunu gerçekleştirmenin tek olanağı, onların yanı başında çalışmak, onların yediklerini yemek, yattıkları yatakta yatmak, onlar neyle eğleniyorsa öyle eğlenmek, onların düşündüklerini düşünmek ve onların duygularını hissetmektir.
Sayfa 164 - Can Yayınları·Kitabı okudu
“Derin Düşünce Yok, Sadece Zapping”
Şimdi kısalıyor ve süre­mini kaybediyor. Zaman çerçevesi giderek daha da küçülüyor. Aynı zamanda, her şey şimdiye doğru itiliyor. Bu da derin düşü­nerek bulunmayı imkansız kılan bir imge, olay ve bilgi izdihamı­na yol açıyor. Böylece insan dünyada sürekli zapping yapıyor.
Sayfa 51
Hayata Dair
Reklam