Bizler insanoğlundaki büyüklüğün ne
olduğunu da, onu nasıl tanıyabileceğimizi de anlamak için hiçbir çaba göstermiş değiliz.
Bir uyurgezerlik havası içinde, büyüklüğün kendini feda etmekle ilişkili olduğu noktasına
takılmışız. Salyamız aka aka, kendini feda etmek en büyük sevaptır, deyip duruyoruz. Bir
an durup da düşünelim bakalım. Her şeyi feda etmek sevap mıdır? Kişi kendi
dürüstlüğünü, namusunu feda edebilir mi? Ya onurunu? Özgürlüğünü? İdealini?
İnançlarım? Duygularının dürüstlüğünü? Düşünce özgürlüğünü? Oysa insanoğlunun sahip
olduğu en değerli şeyler bunlar değil mi? Bunları elde edebilmek için feda ettiği şeyler,
fedakârlık sayılmaz; kârlı alışveriş sayılır. Ama bu varlıkları, onun hiçbir neden uğruna aslafeda edemeyeceği şeylerdir. O halde tehlikeli ve kötü zırvalıkları tekrarlayıp durmaktan
vazgeçelim mi? Kendini feda etme konusunu? Aslında esas feda edemeyeceğimiz ve feda
etmememiz gereken şey, o benliğimizdir. İnsanda en çok saygı göstermemiz gereken şey,
feda edilmemiş bir benlik olmalıdır."