Ciltlerle kitabın , saatlerce tefekkürün yapamadığı işi iki kirli kağıt başarır. Sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın, gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut , yahut ensene doğru esen serince bir rüzgar,yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir,sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister. Fakat söz aramızda , iş bunun tamamıyla aksinedir,cebimize giren iki lira sayesindedir ki havanın biraz açıldığını görmek,rüzgarın serinliğini hissetmek,hatta akıllıca şeyler düşünmek mümkün olmuştur...
Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. İnsan bir şey yapmalı, öyle bir şey ki...
Derler ya, insan asla doymak bilmez diye , yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.