Tavsiye eden arkadaşım konudan bahsetmemişti sadece bazı bölümleri anlatıp okumamın iyi olacağını söyledi. Kitabı elime alıp konuyu da görünce beklentim daha da arttı. Yıkılan bir imparatorluk, yeni kurulan ve cumhuriyetle yönetilen ülke ve iki düşünceyi savunanlar arasındaki fikri münakaşalar... Evet beklenti buydu fakat yazar bu iki düşünceyi adeta siyah beyaz olarak ayırmış. Cumhuriyetçiler, ülke için savaşmış, yakınlarını şehit vermiş, insanlar arasında hiç ayrım yapmayan, bilgiye önem veren namuslu insanlar... Saltanat yanlıları ise kendilerini üstün gören, zengin, köylüyü aşağılayan, kendi çıkarları için İngilizlerle Araplarla iş çeviren, bilgiye değilde kulaktan dolma şeylere inanan, dış görünüşte olmasa da içte namussuz insanlar. Bu iki ayrım arasında fikri bir münakaşa tabii ki beklemiyoruz artık. 300 sayfa sonunda bunları görüp hala bir ilerleme olmayınca bıraktım kitabı. Bunların yanında tarih konusuna yazarın farklı bir bakışı var ve bu noktaya dikkat edilebilir fakat burada da bazen normal bilgileri sanki çok şaşırtıcı bir şeymiş gibi veriyor. Üç büyük dinin peygamberinin soylarının hz. İbrahim'de birleşmesine neden şaşırıyor anlamadım. Bu peygamberler arasında yüzyıllar olsa da sanki aynı dönemde gelmiş kuzenler gibi bahsedip buna şaşırmamızı bekliyor. Eski yazılarla dini kitaplar arasındaki benzerliğe de şaşırıyor ama bu gayet normal bir durum. Aradaki ufak farklara dini kitapların zaten bozulduğunu bildiğimiz için şaşırmıyoruz. Tarihin değiştirildiği kısmında ve tarihin önemi hakkında söylediklerine ise hak vermemek elde değil. Kısacası çok büyük bir beklentiyle başladığım kitabı daha sonra bitirmek dileğiyle yarım bıraktım.