Adler de Freud gibi, yaşamın ilk beş yılının ve bu süredeki aile içi ilişkilerin kişilik özelliklerinin belirlenmesinde büyük önem taşıdığına inanmıştır.
Adler’e göre sağlıksız bir insan, gereken çabayı göstereceği yerde yanıltıcı düşlere sığınır. Güçlükleriyle yüzleşmemek için kendi zihninde kurmuş olduğu yapay üstünlük dünyası ile gerçek dünya arasındaki uzaklık giderek büyür.
Adler’in tanımına göre sağlıklı bir insan,varoluşunun getirdiği sorunlara güvenli ve gerçekçi bir biçimde yaklaşır.Yenilgiden korkmadığı için karşılaştığı durumlardan ve kendisiyle ilgili gerçeklerden kaçmaz.İçsel çaresizliği ve dış güçlükler onu yapıcı çabalara yöneltir.
Çocukluk döneminin çaresizliği, insanda normal olarak var olan eksiklik duygusunun ve bu duygunun sonucu olarak ortaya çıkan üstün ve kusursuz olma güdülerinin biyolojik kökenidir.