Bir insanın yaşamındaki anksiyetelerin ilk örneği doğum travmasıdır.Doğum travması, döl yatağından kopup dış dünya gerçekleriyle karşılaşmanın yarattığı anksiyetedir.
İd, kalıtsal olarak gelen içgüdüleri de kapsayan ve doğuştan var olan psikolojik gizilgüçlerin tümüdür.
Ego, gerçeklik ilkesinin egemenliğindedir. İhtiyacın giderilmesi için uygun bir obje bulununcaya kadar gerilimin boşalımını ertelemektir.
Süperego, kişiliğin vicdanı ve ahlaki yönüdür.
Freud’un geliştirdiği yapısal kurama göre, kişilik üç ana sistemden oluşur: İd,ego ve süperego. Davranış bu iç sistemin etkileşiminin ürünüdür. Bu sistemlerden biri diğerlerinden bağımsız olarak tek başına çalışamaz.
Ergenlik çağına ulaşan çocuk,anne babanın güçlü imgelerini yıkma çabasında ilk adım olarak onların yerine geçebilecek başka kişiler arar.Ne varki, bir süre sonra aradığını bu yoldan bulamayacağını fark ederek yetişkinliğe ulaşmak için gerekli olan gücü ve bilgeliği kendi içinde yaratma zorunluluğunu kabul eder. Bu dönemde anne baba ergenin gözünde geçici bir süre için değerlerini yitirebilir ve yalancı önderlerin güç gösterilerine kolayca kapılabilir.
Ergenlik geçici bir rol kararsızlığı dönemidir.Çeşitli roller ,düşünceler,idealler, ve değerler denenir, benimsenir, sonra terk edilir ve yenileri aranır.Bir dönem için benimsenen ideallerden ve inançlardan kısa bir süre sonra tümden vazgeçilebilir. Bazen yıkıcılığa kadar varabilen kararlı bir bağımsızlık, bir diğer an bebeksi bir bağımlılık gösteren ergen, sürekli olarak ileriye ve geriye gider gelir.