Son bir yıldır yazdığım CBT yazılarına şöyle bir baktım. Türkiye'de bilimden mi bahsedeceğim, bu konuda yapılan en iyi işler hep ya onun zamanında veya onun kafasından çıkan programlar sonucu yapılmış. Sanattan mı bahsedeceğim, hemen tüm önemli adımları O attırmış. Askerlik mi, en iyisini o yapmış. Türkiye'yi dünyada tanıtmak mı, en etkilisini ve en yaygınını o becermiş. Eğitim mi, en akılcısını o planlamış ve yaptırtmış. Dünya çapında diplomasi mi, ülkemizin en haysiyetli dönemini onun zamanında yaşamışız. Güzel giyinmek mi, milletine en güzel mankenliği o etmiş, giyinip kuşanmasını öğretmiş. Reform mu, envai çeşidinin en etkili ve kalıcısını o yapmış. Devrim mi, tarihin gelmiş geçmiş en başarılı devrimcisi olmuş...
... İtalyanların Leonardo'su, Galile'si, İngilizlerin Newton'u ve Maxwell'i, Fransızların Descartes'i, Pasteur'ü, Almanların Goethe'si, Einstein'ı, Danimarkalıların Steno'su, Bohr'u, Avusturyalıların Suess'ü, Schrodinger'i, Rusların Mendeleyev'i, Pavlov'u varsa, bizim de Mustafa Kemal'imiz var. Bilimsel dâhiler kulübüne kaydettirebildiğimiz şimdilik tek üyemiz. Ne dersek diyelim, milletçe bunun böyle olduğunun pek fakında değiliz. Kimimiz onu hâlâ Hitler'le, Mussolini'yle, Franko'yla, kimimiz de Lenin, Stalin veya Mao ile karşılaştırmaya çalışıyor!