20. yüzyıl, tüm dünyada tersine ne yazılırsa yazılıp söylensin, eğitimin temel amacının eleştirel düşünebilen bireyler olması gerektiği kavramından büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Televizyon ve sinemalarda gösterilenler toplumun aklına değil ilkel hislerine hitap edenlerden oluşmağa başlamıştır. Bunun nedeni basittir: İlkel hislere teslim olmak çok zor bir san'at olan eleştirel düşünceyle uğraşmaktan kolaydır. Halk ilkel hislerine hitap edenleri tercih eder: İster televizyondaki beyinsiz Amerikan "komedileri" olsun, ister aynı beyinsizlikteki şiddet filmleri olsun, ister Hitler, ister Bay Bush. Bunların hepsi, ekseriyet için şüphesiz Gustav Gründgens'in Faust'unu veya Shaw'ın Pygmalion'unu seyretmekten, kendilerine gerçekleri anlatan bir politikacıya oy vermekten çok daha cazip ve kolaydır. Bu kolaylık, "sokaktaki insana" bu tadı veren ürünlerin, ister "san' atsal", ister politik olsun, tercih edilmesine yol açar. Okuldan da artık beklenen, bilgi ve onun getirdiği anlayış değil, ekmek kapısıdır.