İlk defa bir kitabın bitmesini hiç istemedim. Bir kaybın ardından yaşanan bir yas ne kadar güzel anlatılabilirse o kadar güzel anlatmış yazar. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağına, kendi iç dünyasında gizlediği yasına ulaşacağına eminim. Okurken gözlerimin dolduğu ara ara hıçkırık seslerinin zihnimde yankı bulduğu anlar oldu. Hayatında bir kez kayıp vermiş birinin bu kitabı okuduğunda kırk yerinden bıçaklanıyormuş gibi acı çekeceğine eminim... Bu kitap aslında sessiz bir veda,hepimiz için. Gönülden tavsiye ediyorum
Paulo Coelho'nun felsefik bir anlatımla başladığı, yer yer bize masal tadı veren kitabı Simyacı hakkında şunu söyleyebilirim ki kesinlikle okuduğunuza pişman olmazsınız. İlk başlarda olay örgüsü istediğiniz gibi ilerlemiyor ancak kitabın sonuna doğru Santiago'nun kendini bulduğu mistik bir anlatım tarzı ile bize gülümsüyor. Genel olarak kendini arayış, kabulleniş ve akışta kalış üzerine ilerleyen bu kitap kendini bulma menkıbesi üzerinden okuyucuya kendi yaşamını sorgulatıyor. Dili akıcı ve anlaşılır olmakla birlikte sizi sıkmıyor. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim :)
Kitabı bitirir bitirmez hemen düşüncelerimi yazmak istedim. Kitap beni kendi içine aldı ve uzun bir sorgulamaya sevk etti. Lennie günümüz toplumunu yansıtan bir ayna görevi üstlenmiş. Onun diğerlerinden farklı olması, rahatsızlığı, zihinsel engeli karşısında alay konusu olması ve ciddiye alınmaması beni çok yaraladı. Günümüzde de böyle insanların dışlanması bizim için bir ders niteliğinde oldu. Kitabın sonu tam beklediğim gibi bitti. George tam olarak bunu yapacak, onu gözden çıkaracaktı. Kendimi onun yerine koyduğumda acaba ben ne yapardım diye uzun uzun düşündüm. Belki de haklıydı en azından başkalarının acı çektirmesine izin vermedi. Mutlaka okunması gereken, dersler çıkaracak bir eser olmuş. Okuyacak herkese keyifli serüvenler...
Kitaba ilk başladığımda dilini anlayamamış biraz sıkılmıştım. Ancak kitap ilerledikçe beni içine aldı. Çoğu zaman okuduklarım gerçek mi yoksa rüya alemimi diye zihnimi sorgular halde buldum kendimi. Hayır hayır gerçekti. Kitap bir otel yangını soruşturması ile başlamış olsa da aslında mânâ arayışının içine çekmişti beni. Mevlana, Şems ve içimizdeki benlik bir ok gibi sağlanmıştı zihnimin derinliklerine. Sonu düşündüğüm gibi bitmemiş olsa da büyük bir merakla kendini okutacağını söyleyebilirim.
Genel olarak sade ve sürükleyici bir kitaptı. Bir çırpıda okuyup bitirdim. Doktor Bomgard sayesinde Sergey Palyakov ile tanışmış oldum. Ve Palyakov bize basit görünen şeylerin bir süre sonra ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermiş oldu.
Yolculuk esnasında bir çırpıda okuyabileceğiniz kısa anlatımlardan oluşan anı defteri niteliğinde bir kitap.