Uzun süredir elime polisiye roman almamıştım; Siyah Kan sayesinde o özlediğim gerilimi yeniden hissettim. Arkadaşlarım yıllardır Grangé okumamı öneriyordu ama ancak şimdi fırsat bulabildim — ve
İnsan toplulukları ile hayvanlar arasındaki tek ortak özellik, doğa ile kültür arasındaki tek ortak nokta, ensestin yasak olmasıdır. Bu sosyal yasa aynı zamanda evrenseldir.
Ergün Kazanır’ın Lohusa Şerbeti kitabı, samimi dili ve içten hikâyesiyle okuru ilk sayfadan itibaren içine çekiyor. Yazar, öylesine doğal bir anlatım kullanmış ki, olayları sanki kendi çevremde yaşanmış gibi hissettim. Avukat karakter o kadar bizden biri ki, başından geçenleri okurken “Bu benim başıma da gelebilirdi” diye düşünmeden edemiyor insan. Belki de en yakın arkadaşımın avukat olmasından dolayı karaktere kendimi bu kadar yakın hissettim.
Kitap, hayatın içinden sıradan bir günün akışıyla başlıyor; ancak ilerledikçe olayların güzel bir şekilde birbirine bağlandığını ve derinleştiğini görüyorsunuz. Ergün Kazanır, gündelik hayatın temposunu, insan ilişkilerini ve içsel sorgulamaları ustalıkla harmanlamış.
Dili sade, akıcı ve anlaşılır. Yazarın anlatımındaki doğallık sayesinde kitap bir solukta okunuyor. Yer yer gülümseten, hatta kahkaha attıran bölümler de var. Bu yönüyle hem düşündüren hem de keyif veren bir okuma deneyimi sunuyor.
Kısacası Lohusa Şerbeti, hayatın içinden hikâyeleri seven, samimi bir dille yazılmış kitaplardan hoşlanan herkesin keyifle okuyabileceği, sıcak bir eser. Ergün Kazanır, okuyucuyla sohbet eder gibi yazmış ve belki de bu yüzden bu kadar “bizden biri” gibi hissettiriyor.