Zülfü Livaneli’yi uzun süredir okuyup, tanımak istiyordum. Serenad’la tanışmış olduk, ama bu iyi mi oldu bilemiyorum. Yazarın 2-3 kitabını daha merak ediyordum fakat bu kitabından sonra bir süre Livaneli’ye başka şans vermek istediğimi sanmıyorum.
Serenad’a gelecek olursak; Anlatmak istediği hikaye bakımından çok güzeldi. Profesör’ün ve Sturma’nın hikayesi, geçmiş tarihimizde yaşanan insanlığın kara lekelerini okumak, öğrenmek çok hoştu. Fakat bu hikayeleri anlatış şekli ve kafamın gereksiz onca şeyle dolması.. Pozitif bakacak olursam 480 sayfanın 200 sayfası anlatılmaya değerdi.. Maya’nın gereksiz detaylarla hayatı beni boğdu.. (kadın 480 sayfada gitti alışverişini yaptı, oğlunun psikolojisini düzeltmeye çalıştı, iş yerindeki kişilerin dedikodusunu yaptı, babaannesinin gerdanlığını anlatıp durdu, her uyandığında rüyalarından bahsetmekten assla geri kalmadı, sevgilisinden ayrılmayı bile düşündü :( Kitabın sonunda ben bu kadının en sevdiği şarabı niçin biliyorum ya diye isyan ettim..
Böyle çarpıcı bir Sturma olayının hikayesini bu detayların arasında boğmak neden Livaneli? Ne gerek vardı?