Bir kadının iç dünyasını, hislerini, arzularını bu kadar iyi anlatmak, derinlere inmek. Ki bunu bir adamın ellerinden okumak. Bence bu kitabın ağızda eriyen bir tadı var. Benim bitirince ilk hissettiğim bu oldu.
Bir çok kişinin elinde görüp bir türlü okuyamadığım kitaptı. Sonunda kitaplığıma aldım ve inanılmaz bir akıcı dille karşılaştım. Ne ara başladım ne ara bitti anlayamadım gerçekten. Yalnız beni sonu şaşırtmadı. Tam da kafamda kurguladığım gibi finaldi. Ama çeşitli senaryolar üretip finale gelme sabırsızlığı bile keyif veriyor.
Beni çok etkileyen kitaplardan biridir. Küçük Anne, aslında bir o kadar da kocaman aklı ve kalbi olan bir çocukmuş. Keşke bu zülümler olmasaydı ve biz anne in yazdığı cilt cilt kitapları okuyor olsaydık. Bu kız çocuğu fotoğrafıyla değil buruşmuş ton ton suratıyla tanısaydık. Yazdıklarıyla sadece kendini ve ailesini değil, döneminin çocuklarını da anlattı bize. Bir daha böyle acı olayların çocuklarımıza dokunmaması dileğiyle...
90lı yıllarda izlediğim bir filmden aklımda kalan bir kitaptı. Bir otobüs yolculuğunda raflarda görüp aldığım ve beni o yolculukta bambaşka yerlere götüren bir kitaptı. Betimlemeler enfesti. Çocukluğumda izlediğim görüntülerle birleştirdiğimde tamamen apayrı bir dünya yaratıp tekrar izledim sanki. Çok fazla zıt karakterler barındırması ve her birini anlayıp yorumlamak keyif vericiydi.