Bu kelime grubunu Alain de Botton'un aşk üzerine kitabında keşfettim belki de daha önce keşfedilmiştir bu kısım aslında beni hiç ilgilendirmiyor. Benim varmak istediğim nokta şu hayatımızda gerçekten kimseyi tam anlamıyla tanıma fırsatımız yokken daha da daraltayım kendimizi bile zar zor tanırken- çoğumuz bunu da yapamadan göçüp gitmiştir buna eminim- nasıl tam anlamıyla tanımadığımız kişilere canımızı en değer verdiğimiz şeyleri gözü kapalı teslim ediyoruz nasıl. Maalesef hayatımızda o kadar tanıdık yabancı var ki azalmak yerine devamlı artmakta ve biz en değerlilerimizi nasıl da gözü kapalı veriyoruz onlara...
Aşk Üzerine
Şöyle demiş Dostoyevski
"Affet beni. Seni sevdiğim, aşkımla seni mahvettiğim için. "
Ben ise şunu ekliyorum.
" Affet beni sevilmemişliğin doyumsuzluğuyla seni sevdiğim için. "