Hacer Kara

Hacer Kara
@Ofly
Kendine rastlamadan ölenler, kimin hayatını yaşamış ve kendileri değilseler kim olarak ölmüşlerdir?
Bilincin öznel oluşu ve bilimsel olmayışı hakkında tonlarca kitap makale vardır lakin bazı insanların hemen bu zor problemi çözüp "Bilinç nörokimyasal aktiviteler işte, atomlar nöronlar filan ehehe" diye söylenir. Size bilincin neden öznel olduğunu ve de öyle kalacağını basit bir şekilde anlatayım. Öncelikle herkes yalnızca kendi bilincinden emindir ve bu emin oluşu dışsal 3.bir bakış açısından değildir. 1 bakış açısından içseldir! Yani siz içsel olarak bilincinizin var olduğunuzu bilirsiniz lakin dışardan bakan bir gözle kendi bilincinizden dahi emin olamazsınız. Halbuki bilim dıştan , 3.şahış açısından bakar (öyle varsayarız) dıştan bakılınca tespit etmeyi bekleriz. Örneğin şuan elinizde tuttuğunuz telefon sizden bağımsız olarak yani 1.şahıstan bağımsız olarak 3.şahış tarafından da tespit edilebilir. Lakin bilinç böyle değildir. Biz 3.şahış bakış açısından kendi bilincimizi bile tespit edemez deneyimleyemeyiz. Şuan bu yazıyı okuyan sizleri karşımıza alalım, siz bu yazıyı okurken önünüze gelen görüntüleri, aklınızdan geçenleri, neler hissettiğinizi, neler kurduğunuzu hiçbirini biz bilimsel olarak tespit edemeyiz. Bunu bilebilmek için size sormamız gerekir ki siz ne derseniz de bunun sizin bilincinizdeki şey olup olmadığını da bilemeyiz. Örneğin sizin aklınızdan "B" geçiyor lakin siz "A" diyorsunuz, hiçkimse sizin bilincinizde B geçtiğini tespit edemez. Bunu aslında herkes zaten içten içe bilir. Bu yüzden insanların yalan söylemesini tespit edemeyiz, bu yüzden insanları anlayamayız, bu yüzden kişilerin fikirleri bize hep kapalıdır. Bu yüzden tartışırız vs vs. Eğer bilinçlerimizi 3.şahış açısından bilebilseydik yani bilinç bilimsel olsaydı, şuanda bu yazıyı okuyan sizin neler düşündüğünüzü, hissettiğinizi size sormadan direk ölçümlerle, gözlem ve deney ile tespit
Hacer Kara
👍
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Felsefe
sevim isimli okura yanıt verildi
Hacer Kara
1. Bu görüşe göre tartışılacak bişey kalmamış gibi görünüyor sadece bunu söyleyerek mevzuyu inanan/inanmayan herkesle kapatabilirsiniz. Çünkü bu bir önkabul 2. Genel çıkarım yapalım tabii ama genel manadan zira diğerleri cımbızlamak oluyor. Örneğin, Nisa 34. ayeti "Hırçınlık etmelerinden korktuğunuz kadınları dövün" şeklinde almak gibi bişey bu. 3. Agnostik teist diye bişey yok zaten. Deist teist olabilir mi? Panteist teist peki? sadece sorgulayan bi teist olduğumu ifade etmek için seçtiğim bi kelime. Burada da "genel çıkarım" yapsaydınız keşke. Ayrıca (bunu her ne kadar konudan uzaklaşıp olayı kişiselleştirmek olarak görsem de) tesettürümü henüz emin olunmayıp hala teist olunduğundan veya belki de sonradan sorgulamaya başlandığından, aile baskısı ya da örf adet vs gibi nedenlere dayandırabilirsiniz. Benim açımdan bakarsak teist kaldığım sürece sürdürülebilir bir emir. 4. Örnekler için buz gibi teşekkürler yeter ki siz araştırmamı söyleyin
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Felsefe
Kırıkbirkalp isimli okura yanıt verildi
Hacer Kara
Çok afedersiniz ama sizinle bu mevzuyu tartışabileceğim bişey olduğunu hiç sanmıyorum. İlginiz için teşekkürler 😊
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Felsefe
Kırıkbirkalp isimli okura yanıt verildi
Hacer Kara
Buyrun neresinde şirk var ve neresi saçma açıklayın o halde. Saçma deyip geçilmesini samimi bulmuyorum bu çamur atmak olur
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Felsefe
sevim isimli okura yanıt verildi
Hacer Kara
Başlangıç olarak kendimi agnostik teist olarak tanımladığımı belirteyim. Siz sorgulamadan inanmayı seçebilirsiniz elbette Ayrıca kitaptan alıntı olduğunu da belirtmekte fayda var 1. Tek cümleyi tüm paragrafmış gibi almak yanlış olur. Halbuki önceki bi kaç cümlede a) tecavüzü emretmesi (ihtimali) b) emretmemesi (ihtimali) c) her iki durumunda tanrılığa ters düşmesi (ihtimali) d) tecavüzü yasaklamamasının olamayacağı gibi e) emretmiş olsaydı da bizlerin buna uymamak için geçerli nedenlerimizin olacağından (bireysel bi zarar söz konusu olmadığından) söz ediyor. 2. Ahlaki anlayışınız sadece Tanrının emrettiklerinden ibaret mi? (Ama bu sorunu zamane ilim adamları hepimizin yerine bazı fıkhi meseleleri zamanımıza uyarlayarak çok güzel yapıyor zaten değil mi?) Mesela sadaka meselesi emredilmemiş/tavsiye edilmemiş olsaydı etrafınızdaki ihtiyaç sahiplerine kayıtsız mı kalırdınız? Bu arada örneğin olaya eleştirel yaklaşmak için olabilecek ihtimalleri karşılaştırdığını da göz önünde bulundurmak gerekir. 3. Herhangi bir dine veya inanışa mensup olmayan bir kişi herhangi bi ahlaksız yapsa bunu nasıl açıklardınız? Ahlakı din ile ilişkilendireceksek sizin görüşünüze göre dinsizlerin ahlaksızlık yapmasını normal karşılamamız gerekmez mi?Başörtüsü evrensel ahlak değildir. Amca-dayı vs ile evlenmek de evrensel ahlak da cevapsız kalmış değildir. Evrensel ahlak da cevapsız kalmış pek çok hüküm dediniz. Böyle başka hüküm varsa duymak isterim