Bilincin öznel oluşu ve bilimsel olmayışı hakkında tonlarca kitap makale vardır lakin bazı insanların hemen bu zor problemi çözüp "Bilinç nörokimyasal aktiviteler işte, atomlar nöronlar filan ehehe" diye söylenir. Size bilincin neden öznel olduğunu ve de öyle kalacağını basit bir şekilde anlatayım.
Öncelikle herkes yalnızca kendi bilincinden emindir ve bu emin oluşu dışsal 3.bir bakış açısından değildir. 1 bakış açısından içseldir! Yani siz içsel olarak bilincinizin var olduğunuzu bilirsiniz lakin dışardan bakan bir gözle kendi bilincinizden dahi emin olamazsınız. Halbuki bilim dıştan , 3.şahış açısından bakar (öyle varsayarız) dıştan bakılınca tespit etmeyi bekleriz. Örneğin şuan elinizde tuttuğunuz telefon sizden bağımsız olarak yani 1.şahıstan bağımsız olarak 3.şahış tarafından da tespit edilebilir. Lakin bilinç böyle değildir. Biz 3.şahış bakış açısından kendi bilincimizi bile tespit edemez deneyimleyemeyiz.
Şuan bu yazıyı okuyan sizleri karşımıza alalım, siz bu yazıyı okurken önünüze gelen görüntüleri, aklınızdan geçenleri, neler hissettiğinizi, neler kurduğunuzu hiçbirini biz bilimsel olarak tespit edemeyiz. Bunu bilebilmek için size sormamız gerekir ki siz ne derseniz de bunun sizin bilincinizdeki şey olup olmadığını da bilemeyiz. Örneğin sizin aklınızdan "B" geçiyor lakin siz "A" diyorsunuz, hiçkimse sizin bilincinizde B geçtiğini tespit edemez.
Bunu aslında herkes zaten içten içe bilir. Bu yüzden insanların yalan söylemesini tespit edemeyiz, bu yüzden insanları anlayamayız, bu yüzden kişilerin fikirleri bize hep kapalıdır. Bu yüzden tartışırız vs vs. Eğer bilinçlerimizi 3.şahış açısından bilebilseydik yani bilinç bilimsel olsaydı, şuanda bu yazıyı okuyan sizin neler düşündüğünüzü, hissettiğinizi size sormadan direk ölçümlerle, gözlem ve deney ile tespit
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.
Tecavüz ahlak açısından çok kötü olduğu için Tanrı'nın bize tecavüz etmeyi emretmesi kötü olur. Yine tecavüz etmemeyi emretmemesi de Onun için kötü olur. Dolayısıyla tecavüzün kötülüğü Tanrı'nın emirlerine ahlaki baskılar getirir. Fakat o zaman da, bunları Tanrı vermiş bile olsa, bu tür kötü emirlere itaat etmek ahlaki görevimiz olmaz gibi görünüyor. Ayrıca fiilen emretmediyse bile emretmiş olması gereken şeyleri yapmamız da ahlaki bir görev olur gibi görünüyor. Öyleyse ahlaki görevlerimiz Tanrı'nın emretmiş olduğu şeylere dayanmıyordur. Emretmiş olması gereken şeylere dayanıyordur ve bu da hangi eylemlerin yeterince kötü olduğuna dayanıyordur. Dolayısıyla ahlaki görevlerimizin de, ahlaki yükümlülük ve yanlışlıkların da kutsal emirlerden ziyade zarara dayanması sona eriyordur.