Defnettik. Sanki onu değil de beni koydular mezara… Toprağa giren benim ömrümün diğer yarısıydı. Ümitlerim, hayallerim mahvolmuştu. Aslında ölen bendim, o değildi.
Allah’ıma şükür, o secde yok mu? O huzura çıkmak yok mu? O el bağlamak yok mu? Ondan istemek ve Ona yalvarmak yok mu? İşte ruhun ilacı, kalbin şifası, vücudun direnci buydu.
Şunu çok iyi anlamıştım ki, kötülüğe karşı kötülükle insanlar etkilenmiyor ve onlardan intikam alınmış olunmuyor. Daha çok kinler ve düşmanlıklar artıyor. Ama kötülüğe karşı iyilikle cevap verildiğinde, bu en büyük intikam oluyor. Çünkü onun kalbi ve ruhu öylesine ezilip büzülüyor ki, etini lime lime parçalasalar belki bu kadar acı duyamaz.