OguzHKilic

OguzHKilic
@Ogu_
İşte böyle yararlı bir aracın zararlı olma ihtimali ne olabilirdi ki? CAD mimari eğitiminde el çizimleri yerine ilk kez kullanılmaya başlandığında, MIT' teki genç bir Mimar şu gözlemde bulunmuştu. '' Binalardan oluşan bir iste çizdiğinizde, kontur çizgilerini çekip ağaçları yerleştirdiğinizde, bu site sizin zihninize kök salmış demektir. Bu siteyi artık bilgisayarın yapamayacağı şekilde canlandırmaya başlamışsınızdır. Üzerinden tekrar tekrar geçtiğiniz için artık bu bölgeyi biliyorsunuzdur. Bunu da bilgisayarın onun sizin için ''Yeniden üretilmesine'' imkan vermeden yaparsınız.'' Bu nostalji değildir. Genç Mimarın gözlemi, elle çizimin yerini ekran çalışması aldığından zihinsel olarak neyin yitirildiğine işaret ediyor. Diğer görsel pratiklerde de olduğu üzere, mimarlık taslakları çoğu kez ihtimal dahilinde olanların resimleridir; bunları el çizimiyle birleştirip düzeltme sürecinde tasarımcı tıpkı bir tenis oyuncusunun ya da müzisyenin yaptığını tekrarlamaktadır; yaptığı işle derinlemesine ilgilenmekte, onun hakkındaki düşüncesini olgunlaştırmaktadır. Site, bu mimarın da gözlemlediği üzere, '' zihinde kök salmaktadır.'' Mimar Renzo Piano kendi çalışma tarzını söyle açıklıyor: Taslak çizerek başlarsınız, sonra çizim yaparsınız, sonra model oluşturursunuz ve ardından gerçekliğe gidersiniz; yani siteye gidersiniz ve ardından çizime geri dönersiniz. Çizim ile yapım arasında bir nevi döngüsellik oluşturursunuz ve bunu tekrar tekrar yaparsınız. '' Tekrarlama ve uygulama hakkında Piano şu gözlemde bulunuyor. '' Böylesi çok tipik bir zanaatkar yaklaşımıdır. Aynı zamanda hem düşünür hem yaparsınız. Çizime... hep geri dönülür. Bunu yaparsınız, yeniden yaparsınız, yeniden yaparsınız ve tekrar bir daha yaparsınız. Bu izafe edilmiş döngüsel dönüşüm. CAD ile birlikte terk
Sayfa 58·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap Her Bir Pasajda Beni Haklı Çıkartıyor!
Araştırmamızda gördük ki nitelikli Japon firmalarındaki gibi kendi üstleriyle tartışmak ve onlara meydan okumak yerine, insanların patronun adamlarının önünde dostluk ve işbirliği gösterisinden başka bir şey yapmıyorlardı.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Üstesinden Gelen Zanaatkar
Daha önce bu tür yapılarda yaşanan benzer sorunların verdiği tecrübe ile olası sorunları ön görmek hususunda ortaya çıkan maharet, cephe ve bina özelinde çalışan arkadaşımızın, son kaplama cepheyi, önce bir şablon olarak farklı bir malzemeden kestirmek suretiyle, cephede bulunan her bir katı da milimetre ölçüsünde markalayarak, bilgisayar ortamında revize edip, göz ile ayırt edilemeyecek denli çözüm üretmesi neticesinde, sorunun üstesinden gelmiş bulunduk. Gerçekten öyle! Her bir katın şablon üzerinde cetvel ile ölçmek suretiyle sapmalarını tespit edip, bunları şablon üzerine yazarak, akabinde bilgisayarda ki çizim üzerinde revize ederek halletmişti. Bu aynı zamanda sadece işçilik ve hassasiyet konusunda bir sapma değildi. Maketin yetişme süresi ile ilgili her küçük sapmanın sadece biri idi. Bu mikro ölçekte ki sorunun çözülmesi, her ne kadar projeye yüzde yüz bağlılık ilkesine mensubiyetten müstesna bir durum olsa da, bizi teknik anlamda üstesinden gelinebilecek bir duruma getirmişti. Ham malzemelerin üretim hatası nedeniyle artık işin tabiatı haline gelen mikro ölçekte ki bu problemler, öyle bir hayatiyet barındırıyordu ki, kendisine tebelleş olan bu soruna biraz olsun göz ucu ile bakmam ile birlikte; '' Bunu sen yapamazsın ha! '' diyerek ilginç mi ilginç bir tepki göstermişti. Daha önce buna benzer bir sorun çözmüştüm ancak üzerinde pek düşündüğüm bir şey değildi. Üstelik bu onun çalıştığı bina ve onun sorumlu olduğu bir işti. Diğer tarafta en az onun kadar işçilik isteyen ve hatta ondan daha fazla detay barındıran başka bir bloğu ise arkadaşımla beraber ben bir araya getiriyordum. Burada esas olan bu sorunların çözümünü değildi. Sorunlar her daim üstesinden gelinen bir şeydi ancak emek daimdi. Maket yapım teknikleri bir insanın ferdi uğraşı, nevi şahsa münhasır,
İhmalkar Zanaatkar mı/ Motivasyonunu kaybetmiş Zanaatkar mı
Banliyö binalarının mimarı tasarımı güzeldi ancak devletin verdiği emirler iyi kalitede iş çıkması için yeterli olmamıştı. Hemen her binanın yapı ayrıntısında, pek motive edilmedikleri belli olan işçilerin izlerini görmek mümkündü. Çimento kötü bir şekilde dökülmüş ve sulu haliyle kullanılmıştı; güzel tasarlanmış prefabrik pencereler ise beton pervazlara yamuk yerleştirilmişti; pencere çerçevelerini betonla birleştiren derzlere de pek az izolasyon uygulanmıştı. Yeni binalardan birinde pencere kenarlarının izolasyonu için kullanılan malzemelere ait boş mukavva kutular bulduk. Rehberimiz bunun içindekilerin karaborsada satıldığını anlattı. Az sayıda apartmanda da işçiler pencere çerçeveleri ile duvar arasında gazete kağıdı parçaları tıkıştırmışlar ve bunlara izolasyon malzemesi görüntüsü vermek amacıyla üzerlerini boyamışlardı ki bunların ömrü de ancak birkaç mevsim sürebilirdi; ancak binalar böylece izole edilmiş sayılmaktaydı. Burada ki acınası zanaatkarlık, somut ilgisizliğin diğer biçimleri için barometreydi. Bizim gördüğümüz konutlar da ayrıcalıklı yurttaşlar yani Sovyet bilim sınıfı için yapılmıştı. Bu aileler toplu bir mekanda yaşamaya zorlanmamış, kendilerine tahsis edilen birer apartman katına yerleşmişlerdi. Ancak bina yapımında ki ihmalkarlık, burada yaşayanların kendi çevreleri hakkındaki ihmalkarlığın da aynası oluyordu. Pencere önlerinde ve balkonlarda hiçbir bitki yoktu; duvarları tebeşirle ya da püskürtme boyayla yazılmış grafitiler ya da müstehcen laflar kaplamıştı, hiç kimse bunları temizlemeyi dert etmiyordu. Binaların bu berbat hallerini sorduğumda, rehberimiz her şeyi açıklayan cevabı vermişti. '' İnsanlar'' genellikle bunlarla ilgilenmiyor çünkü moralleri bozuk.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Sıkı bir şekilde çalışma ve iyi bir iş yapma konusunda modern dünyanın iki reçetesi vardır: Birincisi, topluluk uğruna çalışmaya dönük ahlaki gerekliliktir. Diğer reçete ise rekabeti önerir. Başkalarıyla rekabet etmenin daha iyi iş çıkarma arzusunu teşvik edeceğini ve bunun toplumsal uyum yerine bireysel ödülleri vaat edeceğini varsayar. Her iki reçetenin de sıkıntılara yol açtığı kanıtlanmıştır. Bunlardan hiçbiri-çıplak haliyle- zanaatkarın kalite yönünden sahip olduğu tutkuya katkıda bulunmaz.
Sayfa 42·Kitabı okudu