Kırmızı Siyah
Ne zaman sana baksam boğazdan gizli, mahzun,
Beyaz elbiselerini giymiş süzülüyorsun
Dikkat çekiyor asker, sen dikkat çekiyorsun.
İşte o zaman cemalimde mol veriyor kıskançlık
Başka dilde içlenip sonra Türkçe susarak
Ah diyorum o eski fuayede buluşsak…
Çünkü sende bıraktım yanakları traş görmemiş gençliğimi
Hakiye çalan günleri ve ilk kafiyeleri…
Devşirildim uykudan. Durdu saat, ben indim
Girmesin dirsek teması aramıza, istemedim.
Uçtu binlerce koldan martılarla, ve ümit
Bir midyenin kabuğunda gizlenirdi, hakkı var.
Gözlerin kaç şairin gövdesini eskitti?
Göğün kırmızı siyah incileri parıldar.
Yaşamak senin yollarında ihtişam,
Şehit, tanıdık imza, gövdendeki belirti
Söyle, emperyalizmi sarsan büyük kurtuluş
Kaç kanlı bröveyi huzuruna getirdi?
Sevdandır ki hâlâ içerimde, sıcaktır
Bahçendeki mimoza açtıkça açacaktır.
Çınardaki papağan bilmez, bir yanım mahcup
Sanki yolumu kaybetmişim de birisine evimin yolunu soruyorum. Beni oraya götüreceğini söylüyor ve güzel, dümdüz bir yolda yürüyoruz. Yol birden sona eriyor. Şimdi de dostum şöyle diyor: "Artık bütün yapmam gereken, buradan evine giden yolu bulmak."
("Vermischte", 1945 (1977,1989))