"Gidiyorum dostlarım," dedim. "Bundan sonra işlerim ister yolunda gitsin, ister daha beter boka sarsın, nereden geldiğimi asla unutmayacağım. Burayı ve bu masaları ve bu tezgahı ve şu Efes takvimindeki Ebru Şallı'yı ve onun hiçbirimizin yüzüne bakmayacağı gerçeğini asla unutmayacağım. Şu kapısı olmayan ip boncuklu tuvaletteki adamı işediğine pişman eden yarrak gibi kokuyu da unutmayacağım. Sakız gibi uzayan ve uzadıkça keyiflenen akşamları da. En önemlisi de sizleri dostlarım, sizleri, asla unutmayacağım. Biliyorsunuz, ne zaman yepyeni bir atılıma hazırlansam her seferinde yere serildim. Yine yere serilmeye gidiyorum, bunu yüreğimin en derinlerinde hissediyorum. Her şeye rağmen ve her şeye karşı, bu sefer bir parça daha umutluyum. İş işten geçtikten sonra ayıldım zira, her zamanki gibi. Aslında en doğru ayılma zamanı da iş işten geçtikten sonradır, çünkü öğretici bir yanı vardır, ne öğrettiğini tam olarak bilmiyorum. Ayrıca şu akıp giden günlerinde yuvarlandığımız hayatı düşününce, o hayattan ne öğrendiğini kim tam olarak bilebilir ki? Hayat bir okul değil ki öğrendiklerimizi deftere yazıp ezberleyelim ve sınav günü geldiğinde de yüz alalım. "
Mekanın müdavimlerinden yüz yaşlarında bir Kaptan vardı, haftada bir sefer falan konuşurdu, o zaman da herkes kulak kesilirdi,"Hay ebenin kör kandilini sikeyim" dedi, "kısa kes de siktir olup git."