Oktay

Oktay
@Okioki38
Puan vermedi
Tarçın Kokulu Kız (1958), Jorge Amado Yıl 1925. Brezilya’nın kakao üretimi yapan Ilhéus kentindeyiz. Artan kakao üretimi ve dünya talebi karşısında şehrin dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Şehrin demografik, kültürel ve ekonomik yapısı ağır ağır ama güçlü ve durdurulamaz biçimde değişmektedir. Şehirlerarası ulaşım için otobüs gelmekte, yollar yapılmakta, kakaonun ihracatını kolaylaştırmak için liman yapılması mücadelesi yaşanmaktadır. Mevcut yönetim bu gelişmelere çaresizce direnmektedir zira yolun sonunda bu değişimle beraber iktidarı kaybedeceğini çok iyi bilmektedir. Bu konjonktürde kakao toplamak için şehre gelen ve üzerinde hala kolonyal dönemin izlerini taşıyan yalınayak Gabriela iyi yemek yaptığı için şehrin en iyi restoranında işe girer. Patronu Suriyeli Nacib ile birbirlerine aşık olurlar. Ana hikaye bu konu üzerinden gelişirken şehrin kültürüne tamamen isyan eden ve kaçış arayan genç Malvina ve bir zenginin metresi olarak “görev” yapan kapanda ki Gloria’nin hikayeleri o dönemin toplumsal yapısını daha net görmemizi sağlamaktadır. Yazar o dönemi yaşamış birisi olarak anlattıkları kurgunun gerçekliğine işaret ettiği için özellikle sosyoloji açısında bir örnek olay olarak ele alınabilir. Ilhéus geleneklerinde karısını ve sevgilisini birlikte gören kocanın her ikisini de öldürmesi normal karşılanması yazar tarafında dile getirilen romanın yine temel konularından olmuştur. Erkeklerin gücü temsil ettiği ataerkil bir toplumda roman dört kadın etrafında örülür. ( Ofenísia, Gloria, Malvina ve Gabriela) Roman toplumsal gerçekçilik ve tarihi olma özelliğini taşır. Tarihin geleneksel toplumdan modern topluma geçisin tipik bir örneğinin anlatıldığı roman tarihi anlama ve yorumlamada edebiyatın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Tarçın Kokulu KızJorge Amado · Sel Yayıncılık · 2025141 okunma
Reklam
9/10
·208 syf.··
2025 6. kitabı
Bahçıvan ve Ölüm Batı medeniyeti ve düşünce sisteminin temel iki kaynağı Yunan Felsefesi ve Hristiyanlıktır. Hristiyanlık inancında Hz. İsa’nın “babasız” olmasının rolü önemlidir. Nitekim tüm fresk ve tablolarda Hz. Meryem ile Hz. İsa’nın çocukluğu resmedilirken baba figürüne pek rastlanılmaz. Hristiyanlık öncesine gittiğimizde Antik Yunan’da da bu düşünceyi görmek mümkündür. Homeros’un Odysseia destanının baş kahramanı Odysseus uzun yıllar başka diyarlarda iken oğlu Telemahos babasız büyür, “tıraş olmayı gösterecek baba yokluğu” O’nun için de söz konusudur. Odysseus eve döner ama oğlu yirmi yaşına gelmiştir artık. Yine Antik Yunandan gelen başka bir kahraman Oedipus’u baba ile rekabet eden oğul olarak görüyoruz. Modern çağa baktığımızda da uzun süre dışarda çalışan oğlu ile yeterli zaman geçiremeyen baba figürü söz konusu olmuştur. Bunun daha çok kapitalist üretim biçimin bir sonucu olarak söylenebilir. Sosyalist üretim biçiminin de bundan farklı olmadığını söyleyebiliriz. Nitekim yazar bizzat bu durumu yaşayan olarak romanda ifade eder. Romanın yukarıda ifade edilen düşünceye duygusal bir itiraz olarak yazıldığını düşünüyorum. Şöyle ki; Romanın kurgusu ölümcül hastalığa yakalanan bir babanın oğlu tarafında bu sürecin yaşanması üzerine kurulmuştur. Roman boyunca anlatıcı olan oğul gözünden babası ile ilgili tüm anıların ve ayrıntıların ne kadar önemli olduğu vurgulanır. Anlatılan yoğun duygu öylesine gerçek ve samimidir ki bu duygu bulutunun yağmurunda okuyucunun ıslanmaması adeta mümkün değildir. Baba’nın ölümü sonrasında yokluğunun meydana getirdiği boşluk akıcı ve yaralayıcı bir dille anlatılır. Romanın bir başka yönü de botanik ve ölüm arasında yazarın kurduğu muhteşem ve orijinal anolojilerdir. Roman okuyucuyu ölümcül hastalık nedeniyle yakının
Edebiyat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
9/10
·256 syf.··
2025 2. kitabı
E. Fromm önemli bir soruna işaret ederek kitaba başlar. Sanayileşme ile beraber ortaya çıkan; Sınırsız Üretim+Mutlak Özgürlük+Kısıtlanmamış Mutluluk=Gelişme Dini olarak oluşan denklem tam bir hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. İnsanlar mutlak özgürlük yerine yönlendirilmişlerdir, zengin ülkeler ile fakir ülkeler arası fark artmıştır, doğa kirlenmiştir ve atom bombası üretilmiştir. Fromm’a göre hata; Hedonizm (Haz) odaklı anlayış ve insanların sadece kendi çıkarını düşünerek hem kendi hem de toplumun en iyiye ulaşacağı yanılgısıdır. Böyle devam edilirse büyük bir yıkım insanlığı beklemektedir. Fromm çözüm olarak insanın karakter yapısının “Sahip Olmak” tan “Olmak” a geçişle olacağı görüşünü ileri sürer. Bu bir anlamda insanın kendini bulmasıdır. Tükettiği ve sahip olduğu şeyler dışında kendini bir hiç olarak gören endüstriyel insan tipine ikinci bir yol gösterir. Bu yol “Olmak” yolu olup hem insanı içinde bulunduğu girdaptan çıkaracak hem de toplumu beklenen felaketten kurtaracaktır. Bu yol da biriktirme yerine vermek, istiflemek yerine dağıtmak vardır. Bu yolda bilgi, ünvan gibi insanın sahip olduğunu sandığı şeylere aslında sahip olmanın MÜMKÜNSÜZLÜĞÜNÜ insana fark ettirmek ve bunları kendini başkalarına tanımlamak için değil kendi oluşuna katkı yapacak şekilde bir bakışla bakmak vardır (Burada bir varoluşsal kaygı seziyoruz). Fromm bu argümanını çok geniş bir spektruma dayanarak oluşturur. Eski Ahit, Yeni Ahit, , Buda, K. Marx, Meister Eckhart en önemlileridir. Bu anlamda Fromm’un eklektik bir düşünceye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Fromm bu bakış açısını okuma, hatırlama, inanç, öğrenme, sevinç, güven gibi hayatın pek çok ünitesine ilgi çekici bir şekilde uyarlar. Bu uyarlamanın Fromm’un beklediği şekilde büyük bir dönüşüme yol açmadığı gerçeği dursa da
Sahip Olmak ya da OlmakErich Fromm · Say Yayınları · 20154,761 okunma
10/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Galip’in eşi Rüya (amca kızı) aniden kısa bir not yazıp evden ayrılır. Galip t roman boyunca Rüya’yı ve beraber olduklarını düşündüğü Celal’i arar. Celal bir yazar Galip ise avukattır. Celal Rüya’nın abisidir. Romanın ana kurgusu bu üçgen üzerine kurulu iken sürekli matruşka gibi konu içinde konu, konu içinde konu çıkar. Adeta yazar “haydi anlayın da göreyim” der gibi okuyucuya gizli bir meydan okuma içerisinde gibidir. Roman okudukça çözmeye çalıştığınız zorlaşan bir puzzle gibidir. Roman bu meydan okumayı hak edecek güçlü bir edebi dil, anlatım ve konu zenginliğine sahiptir. Şeyh Galip’in Hüsnü Aşkın’dan girer, Mevlana’nın Mesnevisin’den çıkar. Birden sizi Mantıku't-Tayr karşılar. Birde bakarsınız konu Dante’ye Dosteyevski’ye gelmiş. Sonra; Holmes, Batuta, Schopenhauer… ve daha pek çok tarihsel kişilik.. Postmodern romanı sevenler için olmazsa olmaz bir başucu kitabıdır. Romanı okuyup bitirebilmek bir Orhan Pamuk hayranı olmakla sonuçlanabileceği gibi tersi de mümkündür. Roman iki kısımdan oluşur ( 19 artı 17 bölüm). Her bölüm ayrıca okunup ayrı bir konu gibi düşünülebilir. Bu bir avantaj sağlar. Ara sıra açıp sevdiğiniz bir bölümü tekrar okuma zevkini yaşayabilme imkanı sunar. Roman okuyucuya ilgi duyduğu alanlar ile ilgili çıkarımlar yapma fırsatı sunarken kurguyu da istediği gibi tamamlaması mümkündür. Romanda hikaye tarih kurgu iç içe geçmiştir. Kanaatimce kişinin kimlik problemi başkası veya başkaları olma arzusu gibi psikolojik yönü öne çıkmıştır. Yazar dört buçuk yılını kapanıp bu romana verdiği düşünüldüğünde okunmaya değer müthiş bir emek ve eserin olduğu daha iyi anlaşılır. “Allah'ın asıl niteliğinin bir 'gizli hazine', bir 'kenz-i mahfi', bir esrar olduğuna ilişkin sayfalarca yazı okudu. Bütün sorun bu esrara ulaşabilmenin yolunu bulmaktı. Bütün
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
10/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
A'mak-ı Hayal 100 yıl öncesinden yazılmış saklanmış zamanını beklemiş ve günü gelince ortaya çıkmış bir hazine gibi. Biraz Nietzsche Biraz bilim kurgu Biraz fantastik Biraz Freud Biraz Divan Edebiyatı Biraz Zerdüşt Biraz Simurg Ana tema ise Vahdet-i Vucüd. Derken hepsinden bir şeylerin olduğu muhteşem dop dolu bir eser.. Umarım filmi çevrilir.. Dünya çapında büyük ilgi görür.. Uyku uyanıklık halinde ki Raci'nin hayalinden bir kesit; ..Ayasofya camii minaresinde ezan okurken büyük bir kuş gelir ona biner gezegenlere yolculuk eder.. Raci, aynalı Dede ile içinde yaşadığı inanç düğümlerini çözebilecek midir? Aynalı Dede'nin üzerindeki ayna parçaları olan elbisesi O'nun bir deli olduğunu mu söyler? yoksa bir hikmet mi fısıldar? Cevaplar A'mak-ı Hayal' de Yada sizin hayalinizde.. "İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar. "
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Turkuvaz Kitap · 201922,3bin okunma
Reklam