Beni bu kitabı okumaya yönelten en önemli etken, adının taşıdığı anlam oldu: Ne Kitapsız Ne Kedisiz. Çünkü kediler ve kitaplar, benim de hayatımın vazgeçilmez parçaları. Bu iki unsurun bir araya gelişi bana yalnızca bir yaşam biçimini değil, aynı zamanda bir düşünce biçimini de çağrıştırıyor.
Bilge Karasu’nun üslubu; dili kullanma biçimiyle, uzun ve özenle kurulmuş cümleleriyle okuru derin düşünmeye davet ediyor. Eserin deneme türünde kaleme alınmış olması ise Karasu’nun hayata bakışını ve düşüncelerini doğrudan okura aktarmasına olanak tanırken, sık sık yönelttiği sorular aracılığıyla metnin felsefi yönünü de güçlendiriyor ve okuru pasif bir dinleyici olmaktan çıkarıp yazının bir parçası haline getiriyor. Bu nedenle sözcüklerin arkasına gizlenmiş anlamlar, yazarın her satıra yüklediği felsefi derinlikle birleşince; kolayca tüketilemeyen, sindirerek okunması gereken bir metinle karşılaşıyoruz.
Kitabı dikkatle okuduğunuzda, altını çizmek isteyeceğiniz pek çok düşünceyle karşılaşmanız mümkün. Öyle ki, yalnızca Karasu’nun değil, belki de sizin de içinizden geçen düşüncelerin satır aralarında karşınıza çıktığını fark edeceğinizi düşünüyorum.