Kitap, Yunanistan’dan mübadele ile Türkiye’ye gelen ve Adana’nın fakir bir işçi mahallesinde yaşayan Murtaza adlı bir karakterin hikayesini anlatıyor. Murtaza katı bir disiplin ve görev bilinciyle tanınır çünkü "görmüş kurs, almış amirlerinden çok sıkı terbiye hem da disiplin ve de dolaşır damarlarında Kolağası Hasan Dayısının mübarek kanı." Bu replik o kadar çok tekrar ediyor ki yolda giderken içimden söylemeye başlamıştım. Bir de "Yukarda Allah, Ankara'da Devlet hem da hükümet, burda da ben!"
Trajikomik bir karakter Murtaza, yeri geliyor güldürüyor yeri geliyor sinirlendiriyor. Türkiye'ye dönerken herkes yalan beyanda bulunup arsalar, villalar alırken o yine doğruculuk yapıp kalıyor beş parasız çünkü dolaşır damarlarında Kolağası Hasan Dayısının mübarek kanı, yakıştıramaz kendine yalan söyleyip zengin olmayı. Takıntılı bir kişiliği vardır, dayısının idealleri onun için bir rehber görevi görür, onlardan asla ayrılamaz. İdealleri uğruna kendi çocuklarına bile acımaz, bu idealler için canını vermeye hazırdır. Bu durum çevresiyle arasının açılmasına sebep olur ve yalnızlaşır, onu kimse anlamaz, çocukları ideallerini reddeder özellikle de büyük oğlu Hasan.
Üstlerine karşı son derece saygılıdır, yanlarında nefes almaya bile çekinir herkesin de böyle olmasını ister, bu yönüyle otoritenin yılmaz savunucusu rolündedir. Kraldan çok kralcıdır. İşçi sınıfı bu yüzden de kendisinden hiç hazzetmez.
Açıkçası ben Murtaza karakterini sevip sevmemek arasında çok kaldım. Dürüsttür, hem de çok dürüsttür ama bir o kadar da duygusuz ve empatiden yoksundur; İş ahlakı yüksektir ama otoriteye körü körüne bağlıdır. Kendi adıma da kızına yaptığını hala sindiremiyorum. Yine de ben kesin bir karar veremedim, tercihi sizlere bırakıyorum.