“Bugün” diye adlandırdığımız şey, “geçmiş ve geleceğimizin toplamıdır”. Yani geçmişimiz; elimizden uçup gitmiş, kaybolmuş bir zaman değildir. Şimdiki zamanın içinde duran, bekleyen bir şeydir. Bu duran şeyin “bilinç” olduğunu ve aynı zamanda “belleğimizi” de kapsadığını, bu hikâyeleri yazmak için sandalyeme oturduğum her seferinde hayretle fark ettim.
Hayatımız, “bir yumağın sürekli sarılmasıdır”. Yaşadığımız her şey, ardımıza takılıp gelmekte ve doğal olarak da birikmektedir. Yol boyunca ne yaşandıysa toplamaktadır çünkü.
Kimi zaman mükemmelliği mükemmelleştirmekten bıkıp çalışmayı öylece bırakır, ne yok eder ne tamamlardın. Yarıda bırakılmış o eksiklere bakmak içine su serpebilirdi: Sizin evdeki tavan arasında yalnızca eski çalışmaların olsa da, sonuçta çalışmıştın. Ama o görüntü canını sıkıyordu: Sen ürettiğin şeyin somutça işlemesini istiyordun. Giriştiğin işleri bitirmek yerine, kestirmeden gidip kendi işini bitirdin.