Meşum harplerin neticesi olmak üzere kaybettiğimiz ülkelerin her birinin türlü türlü ve maddi, manevi sebep ve meziyetlerle çok kıymetli olduklarını biliriz.
Rumeli, Suriye, Irak, Hicaz Garp Trablus'u, Yemen ve Adalar tabiriyle toptan Akdeniz Adaları, Selanik, Kosova, Beyrut, Halep, Mekke, Medine, Musul, Bağdat, Basra, Girit, Midilli, Sakız, Rodos vesaire gibi büyük şehirlerin en değerlilerini birer birer hayalimizden geçirince kaybımızın ehemmiyeti, başlarımızı döndürür, gözlerimizi karartır; bunda şüphe yok.
Her biri başka meziyetlerle kıymetli olan vilayetlerimizin hiçbiri layık olduğu derecede ihtimamla ıslahat Mazhar olmadığı malum ise de Musul vilayeti gördüğüm 20'den ziyade vilayetin en çok ihmal edilmiş olanlarından biridir. Bu vilayetteki tabii Servet menbalarının çokluğu ve çeşitliliği, yeryüzünde pek az memlekete nasip olan bir derecededir. Vilayetin hemen her tarafında, her nevi değerli madenler bol ve petrol kaynakları meşhur olmakla beraber Dicle nehri'ne yakın maden kömürleri bulunduğu gibi şehir civarındaki bazı kayalardan, biraz kırılınca ara sıra parlak, fakat kaçıcı birer fikir gibi taş içinden fırlayarak, otlar arasına kayan saf civa madeni de görmüştüm.
Kerkük kasabasında yağmurlardan sonra bazı kayalardan civalar aktığını ve bunlardan en ziyade Musevi ahalinin istifade ettiklerini kesin olarak işitmiştim. Hatıra notlarına mahsus karneye kaydı nasılsa ihmal edilmiş olduğu için yerini kesin surette hatırlayamıyorsam da, galiba kerküklü basın dahilinde bir dağdan bana getirilen kükürt renginde sarı ve ince bir kum tahlil ile tetkike değer bir şeydir. Tadı asit tartar 2 andıran bu kumu orah ahalisi limon tuzu gibi kullandığı halde hiçbir zararı görülmemiştir. Musul civarındaki, çıkarılan eski eserlerden dolayı meşhur koyuncuk tepesi etrafında