Kazım Söylemez

Kazım Söylemez
@Okumarebet
Her alıntıyı benimsediği için değil, sonradan dönüp tekrar gözden geçirme isteğinden dolayı paylaşır. Sevgiliyi bulmak için iman gerekir Bab Aziz(2005)
Muhakkak ki zaman Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki şekline ve durumuna dönmüş bulunmaktadır. Allah yanında ayların sayısı on ikidir. Dört tanesi haram olanlardır: Üçü peş peşedir, bir de Cumâdâ ve Şaban arasında bulunan ve Mudar kabilesinin riâyet ettiği Receb'dir.
Kazım Söylemez
Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve Şaban ayları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak, ölülerimizin başlarına basarak yükseliyoruz güneşe doğru!
Kazım Söylemez
Ne yazık ki ölülerinin başlarına basarak yükseldi bütün muktedirler.
Bense, kendimi, her şeyi benimkinden çok farklı hayatların, benimkine karşıt bir zevkin yaratısı ve dili olduğu bir odada, bilinçli düşünceme ait hiçbir şey bulamayacağım, hayal gücümün kendini ben olmayanın bağrına gömülmüş hissederek coştuğu bir odada ancak yaşıyor ve düşünüyor hissederim; uzun, soğuk koridorlu, dışarıdaki rüzgârın kaloriferin ısıtma çabalarına başarıyla karşı koyduğu, duvarlarını hâlâ ilçenin coğrafi haritasının süslediği, her sesin sessizliği yerinden oynatarak görünür kıldığı, odalarda hava akımının temizlediği ama silinmeyen bir kapatılmışlık kokusunun korunduğu ve bu duruma hayran kalan, bu kokuyu düşünce ve hatıra olarak içerdiği her şeyle birlikte kendi içinde yeniden yaratmayı denemek için ona bir model gibi poz verdiren hayal gücüne ulaştırmak için yüzlerce kez teneffüs ettiren; geceleyin, odanın kapısını açtığında, insanın, orada dağınık duran tüm bir hayata tecavüz etme hissine kapıldığı ve kapıyı kapayıp, daha ileriye, masaya ya da pencereye kadar ilerlediğinde, bu hayatı çekinmeden elinden tuttuğunu sandığı; ilçe merkezindeki halıcının Paris zevki sanarak döşediği kanepenin üzerine bu hayatla birlikte bir tür hafifmeşreplikle oturma hissine kapıldığı; başkalarının ruhuyla ağzına kadar dolu olan ve ızgaraların biçimine ve perdelerin desenlerine kadar onların düşlerinin izlerini koruyan bu odada, eşyaları şuraya buraya koyarak efendi rolü taslayıp, odadaki meçhul halı üzerinde çıplak ayak yürüyerek ve insanın samimiyetle kendi kafasını karıştırma niyetiyle her yerde bu hayatın çıplaklığına dokunma hissiyle dolup taştığı gar yolu, rıhtım ya da kilise meydanındaki bu taşra otellerinden birine ayak bastığımda kendimi ancak mutlu hissederim; o zaman, insan titreyerek sürgüyü çektiğinde, bu gizli hayatı kendisiyle birlikte kapadığını, önünde,
Kazım Söylemez
Kitaptan tek bir cümle.