Adı bilinmeyen ülkeden hepinize merhaba. Size eflatun bir zarf getirdim. Açıp açmamak size kalmış. Ama isterseniz önce bi şunu okuyun sonra karar verirsiniz.
Hayranları iyi bilir Saramago kural tanımaz. Onun için kurallar çiğnenmek için konmuştur. Tanıştığımız insana sorduğumuz ilk şeyi yani isimleri ortadan kaldırmıştır. Böylelikle insanın ismiyle hiç alakası olmadığını, isimlerin değil yaptıkların akılda kaldığını anlatmıştır. Zaten ölünce de insanı ilk terk eden o değil midir?
Birçok insanın anlaşılmak için gerek duyduğu noktalama işaretlerine o gerek duymamıştır. Okuyucusuna ve kalemine güvendiği için hepsini birer birer kaldırmıştır. E haliyle cümleleri de çok uzundur. Anlayıp öğrenmek isteyenin her koşulda bunu yapabileceğini savunmuştur.
Şimdi kuralsız yazarımız bu sefer neyi ortadan kaldırdı ona bakalım: ÖLÜM
Az önce bir nefes aldınız. Şimdi de gözünüzü kırptınız, aldığınız nefesi geri verdiniz. Bunlarla beraber hayatınızdan on saniye eksildi. Peki eksilmeseydi ne olurdu? Evet, evet ölümsüzlüğü kastediyorum. Ne mi olurdu? Hayatınızın sonuna kadar , pardon sonu yoktu, yaşamınız boyunca sevdiklerinizle beraber olabilirdiniz, ölüm korkunuz olmazdı, tarih boyunca herkesin aradığı ölümsüzlük sizi seçmiş olurdu. Mükemmel olurdu değil mi? Hayır, birdaha düşünün burada kastettiğim 10-20 bin yıl değil, sonsuzluk, milyarlarca yıl.
Bir yılbaşından sonraki gün hiç kimse ölmez. İnsanlar önce sevinir ölümsüz olduk diye, diğer ülkeler bizim isimsiz ülkeyi ele geçirmeye çalışır, çünkü diğer ülkelerde ölüm görevini hala sürdürmektedir. İnsanlar durumun ciddiyetini kavrayana kadar birkaç hafta geçmiştir. Yılbaşından önce ölüm döşeğinde olanlar hâlâ can çekişmekte ama bir türlü ölememektedirler. İşte o an kaos başlar. Daha sonra ölüm tekrar görevine başlar ama bu kez