Bu roman Dostoyevski`nin en sevdiğim kitaplarından birisidir. Suç ve Ceza St.Petersburg'un kenar mahallelerinde yaşayan son derece fakir bir eski hukuk öğrencisi olan Raskolnikov'un geleneksel ahlaki yasaların ötesinde olduğunu hayal ettiği için acımasız bir çifte cinayet işleyen hikayesini konu alıyor. Suç ve Ceza romanında öne çıkan, Raskolnikov’un ruh halidir. Bu nedenle bu roman psikolojik bir yapıt olarak bilinir. Dostoyevskinin Raskolnikov aracılığıyla hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlâki sorgulamasını,aile ilişkilerini, dostlarını dusmanlarini tüm bunlarla olan ilişkilerini incelediği hissini yaratıyor.ml Muhteşem betimlemeleri, sivri diline ve parlak zekasına tanık olmaktan öte sanki yaşıyormuş hissi veren bir başyapıt. Suç hikâyenin başında işlenirken, ceza Sonsöz'den önce gelmiyor. Romanın odak noktası tepkisi değil, bir suçlunun psikolojisinin derinlemesine araştırılmasıdır. Raskolnikov'un düşünceleri, tüm şüpheleriyle, delirleriyle, korkusuyla ve çaresizliğiyle, hikayenin kalbidir, cinayetin onu işkence edici suçlulukla başa çıkmaya zorlamasıdır. Yazarın, kitapta vicdanın derin analizi, olağanüstü olay örgüsü hareketi ve şiddet, mükemmel anlatı bakış açısı ... kitapla ilgili her şey neredeyse mükemmelliğe yakın ve en yüksek edebi başarı düzeyindedir.
Suç ve Ceza'nın derinliklerini asla tam olarak dile getirebileceğimi sanmıyorum. Kusursuz ve kıymetlidir.