Bu kitap yazarn kaleminden okuduğum 4. kitaptı ve beni yine hayal kırıklığına uğratmadı. konusuna ve düşüncelerime geçmeden önce söylemek istediğim bir şey var hiçbir yaş sınırı olmaksızın Betül Güçlü'nün kitaplarını okuyabilirsiniz gerçekten eğlenceli ve güzel kitaplar. Aşağıya arka kapak yazısını bırakıp kendi düşüncelerime geçiyorum.
. . .
Dramatik bir havaya bürünmek için Yeşilçam filmlerini getiriyorum gözümün önüne, Kadir Abi’nin, “Yalan söylüyorsun!” diyen sesi kulağımda çınlıyor. Ellerimi masanın üzerine koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum ve “Yapamayacağım,” diyorum sessizce. Kerem huzursuzca kıpırdanıyor, davetliler gelecek skandalın heyecanıyla fısır fısır, aç kurtlar gibi bekliyorlar. “Ne dediniz?” diye soruyor nikâh memuru. Gözlerim hâlâ kapalıyken ayağa kalkıp bağırıyorum. “Hayır!” O salondan çıktıktan sonra, hayatımın normale döneceğine emindim aslında. Yalanların, aşk oyunlarının ve hesaplaşmaların olmadığı o sıradan, zor ama huzurlu hayatıma… Eh, yanılmış olmalıyım çünkü Kerem Tunalı bir sabah karşıma dikilip benden küçük bir iyilik daha istediğinde kendimi yabancı duyguların, o güne dek farkında olmadığım ama özlemini çektiğim şeylerin eksikliğini hissederken ve onlar uğruna savaşırken buldum. Mısra’nın bazen güldüren, bazen de içinizi burkan hikâyesini okurken aşka, sevginin iyileştirici gücüne, kardeşliğe ve bitmeyen umuda tanıklık edeceksiniz!
. . .
Size kitabı tam olarak şöyle anlatabilirim : Okurken çok fazla kafa yormayacağınız anlatımı basit olan, bazı kısımlarda sizi güldürebilecek bazı kısamlarda karakterlerle empati kuruduğunuzda sizi üzebilecek ama en sonunda ne olacağını daha kitabın ilk