Okyanustabirdamla

Okyanustabirdamla
@Okyanustabirdamla
7 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Boş bir hayat yaşamaktan korkuyorum...
Okyanustabirdamla
Ne güzel bir korku
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·536 syf.··
2020 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 21:40
4/5 Setterhan ile Zehra'nın hikayesi, Nar Ağacı... Yazar kendi hayatından, gezilerinden, ailesinden esinlenerek otobiyografik bir gezi romanı yazmış. Eksik kalan noktaları ise kurguyla tamamlamış. Kitap karakterimizin küçükken kaybettiği dedesinin izini sürmesi ile başlıyor. Zamanla bulduğu, kendisinde olan fotoğrafların içine girerek geçmişe gidiyor. O fotoğraf karelerini yaşarken buluyor kendini. Çok çok beğenenlerin aksine benim kesin kanıdan kaçındığım sevdim ya da sevmedim diyebileceğim bir kitap olmadı. Yaklaşık 50 kişilik bir grup okuması ile bir hafta da bitirdik. Ve eğer grup okuması olmasaydı kesinlikle kitabı yarım bırakırdım. Özellikle ilk 200 sayfa kadar kitaba bir türlü ısınamadım, resmen zorla okudum sayfaları, kitabın puntosunun küçük olmasının da payı bunda büyük tabii. Yazar, o kadar ağır betimlemeler yapmış ki her konuda sayfaları okurken sık sık bunlara gerek var mıydı ki, diye sordum kendime. Örneğin bir çay demleme veya halılar hakkında sayfalar boyunca yazmış. Ve övgüler sayesinde beklentim yüksek olarak başladığım için pek umduğumu bulamadım açıkçası, daha dinamik hareketli bir kitap bekliyordum ama daha ziyade düz bir çizgi varmış da hafif sapmalar ile bu çizgi üzerinde yürünüyor gibiydi. Kitabın yarısını geçtiğimde dahi elle tutulur pek bir olay bulamadım... Birde kapak yapısından, oradaki sözden -sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim- dolayı aşk romanı okuyacağımı düşünüyordum fakat o şekilde de değilmiş, aşktan çok gezi yazısı tarzındaydı. Aşk aralara serpiştirilmiş gibiydi. Ve yazar kendisi ile çelişmiş gibiydi, Setterhan'ın ilk aşkını öyle detaylı ve hayranlık uyandırıcı betimlemişti ki (aşk bir defa başa gelir gibi) ileriki zamanlarda 2 kadına duyduğu sevgiden de aşk olarak bahsedilmesini doğru bulmadım. Sonu hakkında da, evet
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Okyanustabirdamla
😊
6/10
·536 syf.··
2020 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 21:40
4/5 Setterhan ile Zehra'nın hikayesi, Nar Ağacı... Yazar kendi hayatından, gezilerinden, ailesinden esinlenerek otobiyografik bir gezi romanı yazmış. Eksik kalan noktaları ise kurguyla tamamlamış. Kitap karakterimizin küçükken kaybettiği dedesinin izini sürmesi ile başlıyor. Zamanla bulduğu, kendisinde olan fotoğrafların içine girerek geçmişe gidiyor. O fotoğraf karelerini yaşarken buluyor kendini. Çok çok beğenenlerin aksine benim kesin kanıdan kaçındığım sevdim ya da sevmedim diyebileceğim bir kitap olmadı. Yaklaşık 50 kişilik bir grup okuması ile bir hafta da bitirdik. Ve eğer grup okuması olmasaydı kesinlikle kitabı yarım bırakırdım. Özellikle ilk 200 sayfa kadar kitaba bir türlü ısınamadım, resmen zorla okudum sayfaları, kitabın puntosunun küçük olmasının da payı bunda büyük tabii. Yazar, o kadar ağır betimlemeler yapmış ki her konuda sayfaları okurken sık sık bunlara gerek var mıydı ki, diye sordum kendime. Örneğin bir çay demleme veya halılar hakkında sayfalar boyunca yazmış. Ve övgüler sayesinde beklentim yüksek olarak başladığım için pek umduğumu bulamadım açıkçası, daha dinamik hareketli bir kitap bekliyordum ama daha ziyade düz bir çizgi varmış da hafif sapmalar ile bu çizgi üzerinde yürünüyor gibiydi. Kitabın yarısını geçtiğimde dahi elle tutulur pek bir olay bulamadım... Birde kapak yapısından, oradaki sözden -sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim- dolayı aşk romanı okuyacağımı düşünüyordum fakat o şekilde de değilmiş, aşktan çok gezi yazısı tarzındaydı. Aşk aralara serpiştirilmiş gibiydi. Ve yazar kendisi ile çelişmiş gibiydi, Setterhan'ın ilk aşkını öyle detaylı ve hayranlık uyandırıcı betimlemişti ki (aşk bir defa başa gelir gibi) ileriki zamanlarda 2 kadına duyduğu sevgiden de aşk olarak bahsedilmesini doğru bulmadım. Sonu hakkında da, evet
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Okyanustabirdamla
Zehra ile Setterhanı daha fazla anlatır sanmıştım. Dogrusunu söylemek gerekirse bende küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Yinede harika bir kitap
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2018 18:03
Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarının bir çoğunu okumuş kendisiyle imza günlerinde sınırlı olsada birkaç kez sohbet edebilme imkanı bulmuş biri olarak daha önceki incelememin çok çok yetersiz kaldığını düşünerek bu incelemeyi yazıyorum. Kitabı ilk elime aldığımda ne yazar hakkında ne de kitap hakkında bir fikrim vardı. Bir arkadaşıma vermek için başka bi arkadaşımdan ödünç almıştım yolda yürürken en azından arka kapağını bir okuyayım dedim. Trabzon, Tebriz, Tiflis... Trabzon yaşadığım şehir, sevmediğim şehir, kitabı elimde tutarlen sokaklarında yürüdüğüm şehir. Başlamak için bu kadarı yetti. Şuan bu incelemeyi kitabı 4 kere okumuş biri olarak yapıyorum. İlk okuduğum yıldan şimdiye 6 yıldan fazla olmuştur hâlâ daha benim için 1.sırada yer alır. Pek az kitaptan bu derece etkilenmişimdir. Konusunun sürükleyiciliği ve işleniş tarzının farklı olmasının yanı sıra Nazan Hanımın kaleminin ustalığı, kelimelerle oynayışı beni çok etkilemişti. Çok sevdiğiniz şeylerle ilgili konuşurken doğru kelimeleri bulamadığınızı hissedersiniz anlatmak istediklerinizi anlatamadığınızı. Kitabın içeriği hakkında söylemek istediklerimi işte bu hisler nedeniyle anlatamıyorum eksik kalacağını düşündüğüm için burada bitiriyorum. Buraya gelip bu incelemelere bakıyor kitabı okumayı düşünüyorsanız hiç düşünmeyin gidin okuyun diyorum. Herkese keyifli okumalar.
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Okyanustabirdamla
Nar Ağacı herkes okusun istiyorum
FİKRİN FAHİŞELİĞİ
7/10
·375 syf.··
2018 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2018 12:34
Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor. Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez
Edebiyat
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
Okyanustabirdamla
Bende farkettim Amerikaya hiç bişey dememesini. Yeteneğiniz var. Bence geliştirmelisiniz. Yorumunuz harika.