İçimizde, yakışıksız bir inanç ve kesinlikler yığını taşırız - kuşku götürmez bir hazine gibi. Bundan kurtulmayı ya da bunları altetmeyi başaran kimse bile, - kendi zihin açıklığının çölünde- hâlâ fanatik kalır: Kendinin, kendi varoluşunun fanatiğidir.
Şüphelerine aşık olan kuşkucunun bile, kuşkuculuğunun fanatiği olduğu ortaya çıkar. İnsan, tam anlamıyla dogmatik varlıktır; dogmaları da, onları dile getirmediği, bilmediği ve takip ettiği ölçüde derindir.
Hepimiz, düşündüğümüzden çok daha fazla şeye inanırız..
Herkes kendi kendisi için yüce bir dogmadır; hiçbir ilahiyat, tanrısını, bizim benliğimizi koruduğumuz gibi korumaz; o benliği de şüphelerle sarıp mesele edinsek bile, gururumuzun sahte bir zarafetindendir bu: Dava peşinen kazanılmıştır.
Kendine tapmayan kişi daha doğmamıştır.
Herkese göre evrendeki tek sabit nokta kendisidir.
Hiçbir aklın hiçbir eleştirisi insanı "dogmatik uykusu" ndan uyandırmayacaktır.
İçimizde sadece özgül bir biçimde kendimiz olmamamıza yol açan şeyler sağlıklıdır: tiksintilerimizdir bizi bireyleştiren, hüzünlerimizdir bize bir isim veren, kayıplarımızdır benliğimize sahip olmamızı sağlayan. Sadece başarısızlıklarımızın tutarıyla kendimiz oluruz.
Uzak ilkbaharlar düşledim; sadece dalgaların köpüğünü ve doğumumun unutuluşunu aydınlatan bir güneş, toprağa ve her tarafta sadece başka yerde olma arzusu duyma derdine düşman olan bir güneş düşledim.