"Hey koca çınar misâli devletim, ayakta ölen çınar! Nerede gölgende bahtiyar olanlar? Gövdenin her yanını kurtlar sarmış. İnsafsızca kemirmekteler. Sana ayakta ölmeyi bile çok görmekteler... Ancak ağaçlar ve özellikle de çınarlar, her şeye rağmen ayakta ölürler. Mutlaka filiz verirler. O filiz yine bir gün koca çınar olur..."
Harpten, şiddetten, hurafelerden, Lât ve Uzza'dan, putperestlikten nefret ederdi. Zamanında yapılan hiçbir putperest
aynine katılmamış. putlar şerefine verilen ziyafetlerin hiçbirine bulunmamıştır.
Peygamber Efendimizin doğduğu zamanki olağanüstü olayların en mühimlerinden olarak Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak için Mekke'ye gelen muazzam ordusunun "güve yemiş bir yaprağı dönerek" yok olduğu, Kabe'deki putların yüzüstü devrildiği, Medâin'deki Sasani sarayının bir kısmının yıkıldığı, İranlıların bin yıldan beri yanan ateşgedelerinin söndüğü, Semâve vadisi'nin sular altında kaldığı, Save gölünün kuruduğu rivayet edilir.
Peygamber Efendimiz Rebiu'l-evvel ayının on ikinci gecesi doğmuştur. Başka bir rivayetde Rebiu'l-evvel ayının dokuzuncu günü (20 Nisan 571) doğmuştur. Dedesi ona Muhammed annesi ise Ahmed ismini vermiştir. Kur'an-ı Kerim'de bu isimlerin ikisinden de bahsedilmektedir.
Hz İsmail'in kırkıncı batında evladı olan Adnan'ın dokuzuncu torunu Nadr b. Kinâne Kureyş kabilesinin kurucusudur. Bundan dokuz batın sonra Kusay gelir ki kendisi Arabistan'daki en şerefli vazife olan Kabe'nin muhafızlığı yapmıştır. Kusay Peygamberimizin dedesi olan Abdülmuttalib'in ceddi'dir. Asalet itibariyle Hz Muhammed'in ailesi en yüksek mevkidedir.