Ömer TAŞ

Ömer TAŞ
@Omer_tas1000kitap
HARÜ Instagram: omerrr_tas Fotoğrafçı
Beden eğitimi ve Spor öğretmeni
Siverek
Ceylanpınar, 3 Nisan
16 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Ümitsiz olmayın, çünkü istediğiniz güzel şeyler beklemediğiniz anda gerçekleşir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ömer TAŞ

, bir kitabı yarım bıraktı
Ferit Edgü
8.3/10 · 999 okunma
Mehmet ve Mesnevi
Sonra orasından burasından okumaya başladı. Okudukça gevşedi yüz çizgileri, gönlü ferahladı. Balkıtan başka herkesin suya kanabileceğine, dünya gergefine bu rengârenk nakışları işleyen gücün renksizliğine, aynadaki suretin aynadan olmadığına, yüce Tanrı’nın bilinmek, gizli defineyi yani kendini göstermek için evreni yarattığına bir kez daha inandı. Derken, “padişahın elçiyi yüreğinden tanıdığı / Hatırında kaldıysa bunu sen de işitmişsindir.” takıldı gözleri. Gerisini bir solukta okudu: “Pehlivanlar, hükümdarların sol tarafında dururlar. Çünkü cesaret makamı olan yürek bedenin sol tarafındadır. Defterdarlar ve kâtibler, padişahın sağ tarafında yer alırlar. Çünkü yazı ve kayd sağ ele aittir. Sofilere padişahın karşısında yer verirlerdi. Zira sofiler ruh aynasıdır ve ne hem aynadan ne de cellâddır. Gönül aynası nakș-ı bikre, yani Allah’ın yeni işlediği bir mâşuk olan düşünce diye zikr-i lüf ile incelenir ve senin önüne koymalıdır. Güzel bir yüz aynaya açıktır, çünkü kendisini görmesini ister. Ayna ise ruhun cilâsıdır ve kalbi kuvvetlendirir!” Sonunda çözümünü Mesnevî’de bulmuştu işte! Mübaha- sada kimin nereye oturacağı derdesten sorun oluyor, tartışma çıkıyor, onun hakemliğine başvurulduğunda ne söyleyeceğini bilmiyordur. Celâleddîn’in bu sözleri soruna tam çözüm getirebilirdi. Bilgileri ister beğensin ister beğe- nmesinler bundan böyle bu beyitlerin yorumuna göre oturulacaktı mübahasaya. Rûmî’nin öğütlerini bir kâğıda yazdı, kâğıdı katlayıp kuşağına soktu. Ve kaldığı yerden devam etti okumaya: padişahın âşık olduğu sesi kızın, küncdeki kuyumcu, şeyhler, velîler, Rûmî ressamlarıyla Çin
Sayfa 103 - Can yayınları
Tarih
Mehmet, vaat edilen zaman gelmiş de İskender'in ördüğü duvar yıkılıp Yecüc Mecüc taifesi yeryüzüne dağılacakmış gibi korkuya kapılmıştı. Nasıl da toymuş o zaman, ne kadar da safmış! Her duyduğuna, her okuduğuna inanacak kadar saf. Ama Kur'an'da yeri var, Tanrı kelamı bu. Kıyamette duvar yıkıldığında Yecüc ile Mecüc egemenlik kuracak yeryüzünde, kendi değil. Oysa şu an kimbilir kaç kişi Yecüc ile Mecüc'e benzetiyor onu, kimbilir kaç kişi gazabından korkuyor? Öyleyse devam etmeli savaşa, Roma'ya yürümeli. Anibal gibi. Anibal'ın ordusu gibi fillerle Roma'ya! Peki sonra, daha sonra, Roma da alındıktan sonra ne olacak? Neye yarayacak bunca çaba, bunca kan vegözyaşı? Her şey geçici olduktan, ölüm er ya da geç kapı çaladıktan sonra, İskender bile içememiş ab-ı hayatı; Ölmsüzlüğü kimse, hiç kimse tadamamış yeryüzünde. Ne bilginler, ne ermişler, ne hükümdarlar. Peygamberler bile! "Evet, peygamberler bile!" diye geçiriyor içinden Mehmet, sıkıntılı, yenik. Ve İskender'in sonu geliyor aklına. Dünyayı dolaşıp, başından nice serüvenler geçtikten, nice kentleri alıp tahtları yıktıktan, tüm meraklarını giderdikten sonra vardığı yerde, bir insanın varabileceği o en uç noktada karşısına çıkan Yalnız Ağacın söylediklerini duyduğu oluyor. Yaprakları rüzgârda hışırdıyan iki gövdeli ulu ağaç, "Dünyanın sonuna vardın işte," diyor, "bundan sonra gidebileceğin hiçbir yer yok! Dinlen artık, boşuna yoruldun!"
Sayfa 96 - Can yayınları
Tarih