"Sokağa çıkmak uygun değil ki... İki paralık mahalle kadınları, ciğeri beş para etmez bir takım serseriler insanı sokağa çıktığına, çıkacağına bin kere pişman ediyorlar..." diye dert yanıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese merhabalar! Bu benim profesyonel yazarlık kariyerimdeki ilk kitabım. İlk kitabım da aynı yarattığım ilk karakterlerden Dedektif Tevfik gibi kusurlu ama zaten kusursuzluğa hiçbir zaman ulaşılamaz, kusursuzluk sadece kovalanır... Dedektif Tevfik, ülkemizde yaşanan iğrenç suçlardan ve kötülükten bıkmış bir insanın yarattığı bir karakter. Karakteri ilk olarak 2019'da daha yazarlığa henüz başlamışken yaratmıştım ve ilk iki kısa hikayesini yazmıştım. Kitaptaki iki kısa hikaye de karaktere yazdığım ilk hikayeler. Şu anda Dedektif Tevfik'e yazmış olduğum dört kısa hikaye bulunmakta. Her hikaye aslında birbirinin devamı olmasa da hikayelerin belli bir kronolojik sırası var. Dedektif Tevfik karakteri aynı benim gibi, bu süreçte büyüdü ve evrim geçirdi. Yazmış olduğum son kısa hikayedeyse konumunu bile değiştirdi :) Ve kim bilir, işler eğer benim için iyi giderse, ileride ana hikayenin bir sona ulaştığı bir roman çıkartabilirim. Dedektif Tevfik eski dostu Kenan Müdürden, özel bir şekilde, devletin ilgilenemediği veya vakit ayıramadığı davaları iş olarak alan ve bunları sonuca kavuşturmaya çalışan bir karakter. Bolca tramvalar yaşamış ve bu tramvalardan kendisini sıyırarak yaratmış bir karakter. Bu kitabın ilk kısa hikayesi bir aile içi şiddet vakası hakkındayken, ikinci kısa hikayesi bir intihar vakası hakkında. Fakat kitabın asıl amacı, her ne kadar bir polisiye kitabı olsa da, cinayetlerin ardındaki gizemler veya kriminal olaylar değil, Dedektif Tevfik ve ülkemizin sosyolojisi. Dedektif Tevfik ilk hikayede kendisinin empati yapabildiği bir cinayeti çözmekle uğraşıyor aslında ve ikinci hikayedeyse kendisini çok uzak kaldığı bir jenerasyonun dertlerinin tam ortasında buluyor.
Eğer 21 yaşındaki genç bir yazarın, profesyonel olarak edebiyat dünyasına attığı ilk adımında
Sosyal medyanın yaygınlaşması ile insanlar normal hayatta yapmayacakları, yapamayacakları şeyleri yapmaya başladılar. Kendilerine başka kimlikler oluşturmaya, o kimliklerin arkasına saklanmaya, hatta o sahte kimliklerin altında ezilmeye başladılar.
Devlet okulunda ne yaşanırsa yaşansın, oradaki insanlar en fazla iki hafta olayın dedikodusunu döndürdükten sonra, olayı unuturlar. Çünkü o okuldaki insanlar hayattaki mücadelelerine devam etmek zorundalar. Yaşamaya ve geçinmeye. Çünkü daha zor şeyler de yaşadılar...